Ukrayna'da acil sağlık ekipleri, Rus insansız hava araçlarının (İHA) hastanelere ve ambulanslara yönelik saldırılarını artırdığını bildiriyor. Kiev'in güneyindeki bir kurtarma görevlisi, "Öleceğimi bildiğim için koştum" diyerek yaşadığı dehşeti anlattı. Rus kuvvetlerinin yeni taktiği, sağlık çalışanlarını ve sivil altyapıyı hedef alarak Ukrayna'nın sağlık sistemini çökertmeyi amaçlıyor. Son haftalarda en az 12 hastane ve 20 ambulans saldırıya uğradı; çok sayıda sağlık çalışanı hayatını kaybetti ya da yaralandı. Uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirilen bu saldırılar, savaşın vahşetini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sağlık çalışanları hedefte: Saldırıların arka planı
Ukrayna Acil Sağlık Hizmetleri yetkilileri, Rus kuvvetlerinin özellikle doğu ve güney cephelerinde sağlık tesislerini hedef alan saldırılarını sistemli bir şekilde artırdığını belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna'da 1.200'den fazla sağlık tesisine yönelik saldırı gerçekleştirildi; bu sayı, dünya genelinde benzeri görülmemiş bir seviyeye işaret ediyor. Saldırıların büyük bir kısmı, hastanelerin yoğun bakım üniteleri, acil servisler ve ambulanslar gibi kritik alanları hedef alıyor. Sağlık Bakanlığı, saldırılar nedeniyle bazı bölgelerde sağlık hizmetlerinin felç olduğunu, özellikle cephe hattına yakın yerleşimlerde yaralıların müdahale edilemeden hayatını kaybettiğini duyurdu.
Ukraynalı sağlık çalışanları, görevleri sırasında sürekli olarak insansız hava aracı tehdidi altında olduklarını ifade ediyor. Bir ambulans şoförü, "Artık sirenleri ancak İHA sesi duyduğumuzda kapatıyoruz; çünkü ses, onlar için bir hedef işareti haline geldi" diye konuştu. Kurtarma görevlileri, özellikle gece saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda termal kameralarla tespit edilmemek için araç ışıklarını kullanmaktan kaçınıyor. Bu durum, sağlık personelinin hem kendi can güvenliğini hem de hastaların hayatını riske atmasına neden oluyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini vurgulayarak, taraflara uluslararası insancıl hukuk kurallarına uyma çağrısı yaptı. Ancak Rusya, sağlık tesislerini hedef aldığı yönündeki iddiaları reddediyor ve saldırıların Ukrayna ordusunun askeri noktalarına yönelik meşru müdafaa kapsamında olduğunu öne sürüyor. Ukrayna hükümeti ise bu iddiaları "kanıtlarıyla birlikte uluslararası mahkemelere taşıyacaklarını" açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaşın yeni bir cephesi
Sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar, savaşın sadece cephede değil, sivillerin yaşam alanlarında da yürütüldüğünü gösteriyor. Rusya'nın bu taktiği, Ukrayna'nın savaş yorgunu toplumunda korku ve güvensizlik yaratmayı amaçlıyor. Uzmanlar, bu saldırıların özellikle kırsal bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimi neredeyse imkânsız hale getirdiğine dikkat çekiyor. Avrupa Birliği ve NATO, yaptıkları açıklamalarda saldırıları kınayarak Ukrayna'ya insani yardım ve tıbbi ekipman desteğinin artırılacağını duyurdu.
Bu gelişmeler, savaşın uluslararası hukuk açısından ciddi ihlallere sahne olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Misyonu, sağlık tesislerine yönelik saldırıların savaş suçu sayılabileceğini ve bu konuda delillerin toplandığını bildirdi. Öte yandan, Rusya'nın kendi sağlık sistemindeki sorunlar ve savaşın uzaması, Moskova'nın taktik değiştirmesine neden olabilir. Bazı askeri analistler, sağlık altyapısını hedef almanın, Ukrayna'nın moralini bozmak ve uluslararası desteği azaltmak amacı taşıdığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna'daki savaşın başlangıcından bu yana insani yardım çabalarına aktif katkı sağlıyor. Sağlık tesislerine yönelik saldırıların artması, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasisini doğrudan etkileyebilir. Özellikle Karadeniz tahıl koridoru görüşmeleri ve esir takası gibi konularda arabuluculuk yapan Türkiye, sağlık altyapısına yönelik saldırıların tırmanması halinde bu çabalarının sekteye uğrayabileceğini hesaplamalı. Ayrıca, Türkiye'nin kendi sağlık sisteminde kullandığı insansız hava aracı teknolojileri, bu tür saldırılara karşı önlemler geliştirilmesi açısından deneyim sunabilir. Küresel ölçekte ise bu saldırılar, savaşın kurallarının ne kadar aşındığını göstermesi bakımından Türk diplomasisinin insancıl hukuk ilkelerine verdiği önemi artırabilir.