Hindistan'ın ulusal para birimi rupinin dolar karşısında rekor seviyede değer kaybetmesi ve başta ABD, İngiltere ve Kanada olmak üzere popüler eğitim destinasyonlarının vize politikalarını sertleştirmesi, ülkenen genç nüfusunun yurtdışı eğitim planlarını kökten değiştiriyor. Yıllardır yurtdışında lisansüstü eğitim için en büyük öğrenci kaynağı olan Hindistan'da, özellikle orta ve alt-orta gelir grubundaki aileler, artan maliyet ve belirsizlikler nedeniyle alternatif rotalar aramaya başladı. Hindistan Eğitim Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında yurtdışına giden Hintli öğrenci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 azalarak 850 bin seviyesine geriledi.
Artan maliyetler ve sıkılaşan vize rejimi
Hint rupisi, 2023 yılının başından bu yana ABD doları karşısında yaklaşık yüzde 12 değer kaybederek tarihin en düşük seviyelerine indi. Bu durum, özellikle ABD ve İngiltere'de eğitim ücretlerini ve yaşam masraflarını dolar veya sterlin üzerinden ödeyen Hintli öğrenciler için ciddi bir mali yük oluşturuyor. Hindistan Merkez Bankası verilerine göre, 2024 yılında yurtdışı eğitim için yapılan para transferleri bir önceki yıla göre yüzde 20 artmasına rağmen, öğrenci sayısındaki düşüş, harcama gücünün azaldığını gösteriyor. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yeniden sıkılaştırdığı göçmenlik politikaları, özellikle STEM alanlarında eğitim alan Hintli öğrencilerin mezuniyet sonrası çalışma vizesi (OPT) almasını zorlaştırdı. Benzer şekilde, İngiltere'nin Mayıs 2024'te yürürlüğe koyduğu yeni düzenlemeyle bakmakla yükümlü olunan kişilerin (dependants) çalışma iznini kısıtlaması ve Kanada'nın öğrenci vizesi kontenjanlarını yüzde 35 azaltması, Hintli öğrencilerin tercihlerini doğrudan etkiliyor.
Eğitim danışmanlık şirketi ApplyBoard'un araştırmasına göre, 2024 başvuru döneminde ABD'ye başvuran Hintli öğrenci sayısı yüzde 18, İngiltere'ye başvuran sayısı ise yüzde 22 düştü. Buna karşılık Almanya, Fransa ve İrlanda gibi daha esnek vize politikalarına sahip ülkelerin popülaritesi artıyor. Almanya'nın Hintli öğrenciler için sunduğu düşük harçlı veya harçsız eğitim olanakları, rupi değer kaybına rağmen cazip hale gelirken, Fransa'nın Hintli öğrenciler için ayrıcalıklı vize işlemleri başlatması dikkat çekiyor. Ayrıca, Dubai, Singapur ve Malezya gibi Asya ülkeleri, hem coğrafi yakınlık hem de daha düşük yaşam maliyetleri nedeniyle alternatif destinasyonlar olarak öne çıkıyor.
Küresel eğitim pazarında değişen dengeler
Hintli öğrencilerin yurtdışı tercihlerindeki bu değişim, küresel eğitim pazarında önemli bir dönüşümün habercisi. Dünya Bankası verilerine göre, Hintli öğrenciler yurtdışı eğitim harcamalarında yıllık yaklaşık 35 milyar dolar ile en büyük ikinci öğrenci kaynağı konumunda. Bu nedenle, Hindistan'dan gelen öğrenci akışındaki herhangi bir yavaşlama, başta İngilizce konuşulan ülkeler olmak üzere birçok üniversitenin bütçesini doğrudan etkiliyor. Örneğin, İngiltere Üniversiteler Birliği'nin raporuna göre, İngiliz üniversitelerinin gelirlerinin yüzde 15'inden fazlası uluslararası öğrenci harçlarından oluşuyor ve bu gelirin önemli bir kısmı Hintli öğrencilerden sağlanıyor. Benzer şekilde, ABD'deki birçok devlet üniversitesi, eyalet içi öğrenci harçlarının düşük olması nedeniyle uluslararası öğrencilere yüksek harç uyguluyor ve Hintli öğrencilerin bu üniversitelere katkısı büyük. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde, İngiltere ve ABD'nin eğitim sektöründe rekabet gücünü kaybedebileceğini, buna karşılık Almanya ve Fransa gibi ülkelerin daha fazla yetenek çekebileceğini öngörüyor. Öte yandan, Hindistan hükümeti de 'Study in India' programıyla yabancı öğrencileri ülkeye çekmeye çalışsa da, altyapı ve dil engelleri nedeniyle bu program beklenen başarıyı yakalayamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hintli öğrencilerin Batılı ülkelerden uzaklaşması, Türkiye için önemli bir fırsat penceresi açıyor. Türkiye'deki üniversitelerin uluslararası öğrenci kontenjanları ve nispeten düşük yaşam maliyetleri, özellikle mühendislik ve tıp alanında eğitim almak isteyen Hintli öğrenciler için cazip olabilir. Ancak, Türkiye'nin vize süreçlerindeki bürokratik engeller ve yüksek enflasyonun yarattığı mali belirsizlikler, bu potansiyeli sınırlıyor. Türkiye'nin, Hindistan ile eğitim alanında ikili anlaşmalar yaparak ve öğrenci vizesi sürecini kolaylaştırarak bu fırsatı değerlendirmesi, hem üniversitelerin uluslararasılaşmasına katkı sağlayacak hem de iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecektir. Küresel eğitim pazarındaki bu dönüşüm, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırma stratejisiyle de örtüşüyor.