ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 4 Şubat 2025 günü Washington’da Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile bir araya geldi. Görüşmede, başta İran kaynaklı tehditler olmak üzere Orta Doğu’daki güvenlik meseleleri masaya yatırıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, yaptığı yazılı açıklamada, “Bakan Rubio, Ürdün’ün bölgesel istikrar ve güvenliğe yaptığı katkılardan dolayı Safadi’ye teşekkür etti” ifadelerini kullandı. Görüşme, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın bir yansıması olarak değerlendirildi.
Görüşmenin arka planı
Rubio-Safadi görüşmesi, ABD’nin yeni yönetiminin Orta Doğu politikasının şekillendiği bir döneme denk geldi. İran’ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, Washington ve Amman arasındaki başlıca gündem maddeleri arasında yer alıyor. Ürdün, İran’a yakın milis gruplarının Suriye ve Irak’taki varlığı nedeniyle doğrudan tehdit altında hissediyor. Ayrıca, İsrail-Filistin çatışması ve Gazze’deki insani kriz de bölgesel güvenliğin temel unsurları olarak öne çıkıyor.
Pigott’un açıklamasına göre, iki bakan “bölgesel güvenlik ortamını” kapsamlı bir şekilde ele aldı. Özellikle İran’ın istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinin yanı sıra, Suriye’deki siyasi süreç ve Irak’taki durum da değerlendirildi. Ürdün, ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olarak kabul ediliyor ve iki ülke arasında askeri iş birliği, istihbarat paylaşımı ve ekonomik yardım gibi alanlarda güçlü bağlar bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rubio’nun Safadi ile görüşmesi, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki güç dengeleri bakımından da kritik bir önem taşıyor. Ürdün, Kral II. Abdullah yönetiminde, İsrail ile barış anlaşması ve Batı yanlısı duruşuyla bölgede ılımlı bir aktör olarak öne çıkıyor. Ancak ülke, İran destekli grupların faaliyetleri, mülteci akını ve ekonomik zorluklar gibi bir dizi sorunla karşı karşıya.
Analistlere göre, ABD’nin Ürdün’e verdiği destek, bölgesel istikrarın korunması açısından hayati. Washington, Amman’a yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar askeri ve ekonomik yardım sağlıyor. Bu yardımların devamı, Ürdün’ün terörle mücadele ve sınır güvenliği kapasitesini artırmasına olanak tanıyor. Aynı zamanda, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları ve diplomatik baskısı, Ürdün’ün de dahil olduğu bir koalisyon aracılığıyla yürütülüyor. Görüşmede, bu iş birliğinin nasıl derinleştirilebileceği de ele alınmış olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Ürdün görüşmesi, Türkiye’nin de yakından takip ettiği bir gelişme. Ankara, İran’ın bölgesel nüfuzuna karşı benzer endişeler taşıyor; özellikle Suriye ve Irak’taki İran destekli unsurlar Türkiye’nin güvenliğini doğrudan etkiliyor. Ürdün’ün ılımlı duruşu, Türkiye’nin de dahil olduğu Batı yanlısı blok içinde önemli bir denge unsuru. Ancak Türkiye, Filistin meselesinde daha aktif bir rol üstlenirken, Ürdün’ün İsrail ile normalleşme adımlarını zaman zaman eleştirebiliyor. Yine de, iki ülke arasında Suriye’de siyasi çözüm ve terörle mücadele gibi konularda iş birliği potansiyeli bulunuyor. Bu görüşme, ABD’nin bölgesel stratejisinde Ürdün’e verdiği önemi teyit ederken, Türkiye’nin de kendi çıkarları doğrultusunda benzer bir diplomasi yürütmesi gerektiğini hatırlatıyor.