ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile yaptığı telefon görüşmesinde, Lübnan hükümetine Hizbullah'ın silahlarının devlet kontrolü altına alınması çağrısında bulundu. Görüşmede Aoun, tüm silahların devlet denetimine girmesi yönündeki taahhüdünü yineledi. Bu temas, ABD'nin Lübnan'da İran destekli Hizbullah'ın askeri kapasitesinin sınırlandırılması yönündeki artan baskısının son halkası olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
Lübnan, yıllardır Hizbullah'ın silahlı gücü ile devlet kurumları arasındaki dengeyi yönetmeye çalışıyor. 2024 yılında İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmalar ve ardından varılan ateşkes, Lübnan'da silahlı grupların durumu konusunu yeniden gündeme taşıdı. ABD yönetimi, Lübnan'ın istikrarı ve İsrail'in güvenliği açısından Hizbullah'ın bağımsız askeri yapısının sona ermesini kritik görüyor.
Rubio'nun çağrısı, Washington'ın Lübnan hükümetine yönelik diplomatik baskısını artırdığını gösteriyor. Lübnan Cumhurbaşkanı Aoun, göreve geldiğinden bu yana devletin silah tekeli ilkesini savunuyor ancak Hizbullah'ın siyasi ve askeri ağırlığı nedeniyle somut adımlar atmakta zorlanıyor. Hizbullah, silahlarını İsrail'e karşı direniş için gerekli gördüğünü savunuyor ve silahsızlanma çağrılarına direniyor.
ABD'nin bu hamlesi, aynı zamanda İran'ın bölgesel etkisini kısıtlama stratejisinin bir parçası. Lübnan'da Hizbullah'ın askeri kanadının zayıflatılması, Tahran'ın Akdeniz kıyısındaki uzantısını sınırlayabilir. Ancak Lübnan'ın kırılgan siyasi yapısı ve ekonomik krizi, bu tür adımların uygulanmasını güçleştiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki silahsızlanma meselesi, Orta Doğu'da İsrail-Hizbullah hattındaki gerilimin seyrini doğrudan etkiliyor. İsrail, Hizbullah'ın silahlarını meşru bir tehdit olarak görüyor ve Lübnan devletinin bu silahları kontrol altına almasını güvenlik garantisi olarak değerlendiriyor. ABD'nin diplomatik girişimi, İsrail'in askeri operasyonlarını sınırlama ve bölgede istikrarı tesis etme amacı taşıyor.
Öte yandan, Hizbullah'ın silahsızlanması, Lübnan iç siyasetinde hassas bir denge. Grup, hükümette ve parlamentoda önemli bir güce sahip. Silahların devri konusunda atılacak adımlar, ülkedeki mezhepsel dengeleri ve siyasi istikrarı sarsabilir. Uluslararası toplum, Lübnan'a yönelik ekonomik destek ve yatırımları silahsızlanma sürecine bağlayabilir.
Rubio'nun açıklaması, ABD'nin Orta Doğu'daki angajmanının devam ettiğini gösteriyor. Ancak bölgede artan Rusya ve Çin etkisi karşısında Washington'ın bu tür girişimlerinin ne kadar sonuç vereceği belirsiz. Lübnan'ın ekonomik krizi ve altyapı sorunları, silahsızlanma sürecini gölgeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarı yakından izliyor. Hizbullah'ın silahsızlanması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik denklemindeki hassas konumunu etkileyebilir. Ankara, İran ile Batı arasında denge gözetirken, Lübnan'da Sünni-Şii dengesinin korunmasına önem veriyor. Silahsızlanma sürecinin başarısı, Doğu Akdeniz'de gerilimin azalmasına katkı sağlayabilir; ancak Hizbullah'ın direnci, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel istikrar çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye, ayrıca Lübnan'ın ekonomik toparlanması için uluslararası çabaları destekliyor ve mülteci krizi gibi konularda işbirliğini sürdürüyor.