ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 13 Ağustos 2026 tarihinde Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Hizbullah'ın ele geçirdiği patlayıcılar konusunda Lübnan hükümetine baskı yapılmasına karşı çıkılması gerektiğini vurguladı. Görüşmede ayrıca, ABD'nin Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediği yinelendi. Rubio, Hizbullah'ın silah bırakması ve Lübnan devlet kurumlarının kontrolünün güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Aoun, ülkesinin istikrarı ve güvenliği için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Bu görüşme, Lübnan'da son aylarda artan gerginliğin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Hizbullah, geçtiğimiz haftalarda ülkenin kuzeyindeki bir depoda bulunan patlayıcılara el koyduğunu açıklamış, bu durum hem iç siyasette hem de uluslararası alanda endişe yaratmıştı. Lübnan hükümeti, patlayıcıların devlet kontrolüne geçmesi gerektiğini savunurken, Hizbullah söz konusu malzemelerin kendi güvenlik güçlerine ait olduğunu iddia ediyor. ABD yönetimi, Hizbullah'ın silahlı varlığını Lübnan devletinin otoritesine bir tehdit olarak görüyor ve bu konuda Lübnan hükümetine baskı yapıyor. Rubio'nun çağrısı, Washington'ın Beyrut'a yönelik artan diplomatik baskısının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Lübnan, 2020'deki liman patlamasının ardından derin bir ekonomik ve siyasi kriz içinde. Ülke, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürüttüğü kurtarma programı çerçevesinde reformları hayata geçirmeye çalışıyor. Ancak Hizbullah'ın silahlı gücü ve devlet dışı aktör olarak artan etkisi, reform sürecini zorlaştırıyor. ABD, Lübnan ordusuna ve güvenlik güçlerine verdiği desteği sürdürürken, Hizbullah'a yönelik yaptırımları da sıklaştırıyor. Rubio'nun görüşmesi, aynı zamanda İsrail ile Lübnan arasında var olan gerginliğin azaltılmasına yönelik çabaların bir uzantısı olarak görülüyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, görüşmenin ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Bakan Rubio, Başkan Aoun'a ABD'nin Lübnan'ın istikrarına verdiği önemi vurguladı ve Hizbullah'ın yasa dışı silahlı faaliyetlerinin Lübnan halkının çıkarlarına zarar verdiğini belirtti" dedi. Aoun ise görüşmede, Lübnan'ın içinde bulunduğu ekonomik zorluklara dikkat çekerek, uluslararası toplumun mali desteğinin önemine işaret etti. İki lider, önümüzdeki dönemde ikili ilişkileri güçlendirme konusunda mutabık kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki gelişmeler, Orta Doğu'nun kırılgan güvenlik mimarisinde kritik bir yere sahip. Hizbullah'ın silahlı kapasitesi, İsrail ile yaşanan gerilimde belirleyici bir faktör. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmeler, deniz yetki alanı anlaşmazlığından enerji kaynaklarına kadar birçok konuyu kapsıyor. Rubio'nun son çağrısı, Washington'ın bölgede İran'ın etkisini dengeleme çabalarının bir parçası. Aynı zamanda, ABD'nin Lübnan ordusunu güçlendirme politikası, ülkenin kendi güvenliğini sağlayabilmesi ve Hizbullah dışındaki aktörlerin güçlenmesi açısından önem taşıyor.
Uluslararası kamuoyu, Lübnan'da silahlı grupların kontrolündeki patlayıcı maddelerin varlığından endişe duyuyor. Bu tür malzemelerin kontrolsüz kalması, bölgesel istikrarı tehdit eden bir unsur olarak görülüyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi ve devlet kurumlarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor. Fransa, Lübnan'ın eski sömürgeci gücü olarak, ülkedeki siyasi süreçte aktif rol oynamaya devam ediyor. Rubio'nun girişimi, bu uluslararası çabaların bir halkası olarak okunabilir.
Öte yandan, Hizbullah'ın patlayıcılara el koyması, Lübnan iç siyasetinde yeni bir kriz kapısı aralayabilir. Hükümet ortakları arasında yaşanabilecek anlaşmazlıklar, zaten kırılgan olan siyasi dengeyi daha da bozabilir. ABD'nin bu konudaki tutumu, Lübnan'a yönelik mali yardımların koşullarıyla da yakından ilişkili. Kongre'deki bazı çevreler, Hizbullah'ın güçlenmesine karşı daha sert önlemler alınmasını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Ankara, bölgede istikrarın korunmasına ve Lübnan'ın toprak bütünlüğüne önem veriyor. Hizbullah'ın silahlı faaliyetleri, Türkiye'nin de savunduğu devlet otoritesinin güçlendirilmesi ilkesiyle çelişiyor. Öte yandan, ABD'nin Lübnan'a yönelik baskısı, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'ın ekonomik istikrarı için uluslararası yardımların artırılmasını desteklerken, Hizbullah konusunda doğrudan taraf olmaktan kaçınıyor. Gelişmeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarında dikkate alması gereken yeni bir parametre oluşturuyor.