ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba'da değişim arayanlara Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile ortaklık kurma çağrısında bulundu. Başkan Donald Trump ise İran ile ilgilenilmesinin ardından Washington'ın Küba'yı "halledeceğini" söyledi. Reuters'ın aktardığına göre Rubio, Florida'nın Fort Myers kentinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Küba halkına seslenerek, "Değişim istiyorsanız, CIA ile ortak olun" ifadesini kullandı. Bu açıklama, ABD yönetiminin Küba politikasında daha agresif bir çizgiye kayabileceğinin sinyalini verdi.
Gelişmenin arka planı
Marco Rubio, Küba kökenli bir aileden gelen ve uzun yıllardır Havana'ya karşı sert bir tutum izleyen bir siyasetçi. Dışişleri Bakanı olarak göreve gelmesinin ardından Küba'ya yönelik açıklamalarını sıklaştırdı. Trump yönetimi, ilk döneminde Küba'ya yönelik yaptırımları sıkılaştırmış, Obama döneminde başlatılan normalleşme sürecini büyük ölçüde askıya almıştı. Rubio'nun son açıklaması, bu politikaların daha da ileri taşınabileceğini gösteriyor.
Reuters'ın haberine göre, Rubio'nun çağrısı, Küba'da ekonomik kriz ve siyasi baskıların arttığı bir dönemde geldi. Ada ülkesi, pandemi sonrası turizm gelirlerindeki düşüş, yakıt ve gıda kıtlığı ile mücadele ediyor. Bu koşullar, Washington'ın muhalif gruplarla daha fazla angaje olma isteğini artırabilir.
Trump'ın "İran ile ilgilendikten sonra Küba'yı halledeceğiz" sözleri, ABD dış politikasında bir öncelik sıralamasına işaret ediyor. İran ile nükleer müzakereler ve bölgesel gerilimler uzun süredir Washington'un gündeminde. Trump'ın bu ifadesi, Küba'nın bir sonraki hedef olabileceği yorumlarına yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Küba'ya yönelik olası yeni girişimleri, Latin Amerika ve Karayipler'de dengeleri etkileyebilir. Küba, Venezuela, Nikaragua gibi sol hükümetlerle ittifak halinde ve Çin ile Rusya ile yakın ilişkiler geliştiriyor. Washington'ın CIA üzerinden muhalefeti destekleme sinyali, bölgede yeni bir soğuk savaş atmosferi yaratabilir. Ayrıca, ABD'nin tek taraflı adımları, uluslararası hukuk ve egemenlik tartışmalarını da beraberinde getirebilir.
Rubio'nun açıklaması, ABD'nin istihbarat teşkilatını açıkça bir dış politika aracı olarak sunduğu ender örneklerden biri. Bu durum, insan hakları ve demokrasi teşviki söylemiyle çelişebileceği gibi, Küba hükümetinin "ABD müdahalesi" söylemini güçlendirebilir. Havana yönetimi, bu tür çağrıları iç işlerine karışma olarak nitelendiriyor.
Trump'ın İran'a atıfta bulunması, ABD'nin aynı anda birden fazla cephede aktif olma kapasitesini sorgulatıyor. İran ile olası bir yumuşama veya çatışma, Küba politikasını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Küba'ya yönelik adımları, Rusya ve Çin'in bölgedeki etkisini artırma çabalarına karşı bir hamle olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Küba'ya yönelik istihbarat temelli muhalefet desteği, Türkiye'nin dış politikası açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ve Karayipler'de ekonomik ve diplomatik ilişkilerini genişletiyor; Küba ile ticaret ve turizm bağları mevcut. Washington'ın Havana üzerindeki baskısını artırması, bölgede istikrarsızlığı körükleyerek Türk yatırımcılarını ve diplomatik dengeleri etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin istihbarat teşkilatlarını açıkça devreye sokması, Türkiye'nin de zaman zaman karşılaştığı "dış müdahale" tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Türkiye, ilkesel olarak iç işlerine karışmama tutumunu sürdürürken, ABD'nin tek taraflı adımlarına karşı çok taraflı bir diplomasi izlemeli.