ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez ülkelerine yönelik bölgesel turu kapsamında Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'un İran'la yürüttüğü müzakerelerde bölge ülkelerinin çıkarlarını koruyacağına dair güvence verdi. Rubio, İran'ın Tahran yönetiminin füze saldırılarına hedef olan Körfez devletlerine, Orta Doğu'daki savaşın nihai çözümü için yapılan görüşmelerde ABD’nin yanlarında olacağını söyledi. Bu ziyaret, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi kilit müttefiklerin, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusundaki endişelerini gidermeyi amaçlıyor.
Müzakerelerin Arka Planı ve Körfez'in Endişeleri
Rubio'nun ziyareti, ABD'nin İran'la 2015 nükleer anlaşmasının yeniden canlandırılması için dolaylı görüşmeler yürüttüğü bir döneme denk geliyor. Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve BAE, İran'ın balistik füze programı ve vekil güçler aracılığıyla bölgesel nüfuzunu genişletme çabalarından ciddi şekilde rahatsız. Riyad ve Abu Dabi, 2019'da Suudi petrol tesislerine ve BAE açıklarındaki tankerlere yönelik saldırıların ardından Tahran'ın tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Rubio, müzakerelerde Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerini dikkate alacaklarını ve hiçbir anlaşmanın bölgesel istikrarı tehlikeye atmayacağını vurguladı.
ABD'nin İran'la müzakerelerde nükleer dosyayı askıya alması ve ardından 2018'de anlaşmadan çekilmesi, ardından Başkan Biden yönetiminin yeniden müzakerelere başlaması, Körfez'de güven bunalımı yarattı. Rubio, Washington'un artık daha şeffaf olacağını ve müttefikleri sürece dahil edeceğini belirtti. Toplantılarda, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve bölgesel vekil güçlerin silahsızlandırılması gibi somut adımlar masaya yatırıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rubio'nun Körfez turu, yalnızca ikili güvenlik garantileri değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını ve ticaret yollarını da etkileyebilecek bir diplomasi hamlesi. İran'la olası bir anlaşma, petrol fiyatlarını düşürebilir ve enerji güvenliğini artırabilir. Ancak Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer kabiliyetlerini sürdürmesi halinde kendilerinin de zorunlu olarak nükleer program geliştirebileceğini ima ediyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışını tetikleyebilir. Ayrıca İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için askeri seçenekleri açık tutarken, ABD'nin diplomasiye öncelik vermesi İsrail-Körfez ilişkilerini de etkiliyor. Rubio'nun ziyareti, İran'ın Pakistan ve Hindistan gibi diğer bölgesel aktörlerle olan bağlantılarını da gündeme getirdi; zira Tahran, Asya'da enerji koridoru projelerinde aktif rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası için karmaşık bir tablo oluşturuyor. Türkiye, İran'la enerji işbirliği ve ticaret bağlarını sürdürürken, aynı zamanda Körfez ülkeleriyle de stratejik ortaklık kurmaya çalışıyor. Rubio'nun Körfez'e verdiği güvenceler, ABD'nin bölgede İran'a karşı oluşturduğu ittifakın güçlenmesine işaret ediyor. Ankara, bu ittifakın Türkiye’nin bölgesel çıkarlarına, özellikle Suriye ve Irak'taki nüfuz mücadelesine etkisini yakından izlemeli. Ayrıca İran'la olası bir nükleer anlaşma, enerji fiyatlarını etkileyerek Türkiye'nin cari açığına olumlu yansıyabilir. Ancak Türkiye, İran'a yönelik yaptırımların sıkılaşması halinde doğal gaz ithalatında zorluk yaşayabilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Tahran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda.