ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın nükleer programına ilişkin olası yeni bir anlaşma öncesinde Körfez ülkelerindeki müttefiklerine güvence vermek üzere bugün Abu Dhabi, Kuveyt ve Bahreyn'de üst düzey temaslarda bulunacak. Rubio'nun programında, özellikle İran'ın son yıllarda füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla hedef aldığı bu ülkelerin güvenlik endişelerini dinlemesi bekleniyor. Washington yönetimi, Tahran'la yeni bir diplomatik sürece sıcak bakarken, Körfez ülkeleri İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından ve anlaşmanın kendi güvenliklerini zayıflatmasından endişe ediyor.
Gelişmenin arka planı
Marco Rubio, Senato'da İran konusunda şahin duruşuyla tanınan bir isim. Dışişleri Bakanı olduktan sonra ilk büyük Körfez turunda, müttefiklere Biden yönetiminin İran'la varacağı herhangi bir anlaşmanın bölgesel güvenlik mimarisini zayıflatmayacağını anlatmaya çalışacak. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, 2019'da İran destekli Husiler tarafından Abu Dhabi'ye yapılan insansız hava aracı saldırıları sonrası hassas. Kuveyt ve Bahreyn de İran'a yakın milis grupların tehdidi altında. Rubio, ziyareti sırasında bu ülkelere ilave savunma yardımı ve istihbarat iş birliği vaadinde bulunabilir.
İran'la nükleer müzakereler, 2015 anlaşmasının ABD tarafından tek taraflı olarak terk edilmesinden bu yana yeni bir boyut kazandı. Tahran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürürken, Batılı istihbarat kaynakları İran'ın silah yapımına yetecek fissil materyali üretmeye artık aylar değil, haftalar kaldığını belirtiyor. Diplomatik kaynaklara göre, ABD İran'la yeni bir sınırlama anlaşması için dolaylı temasları hızlandırdı. Ancak bu durum, özellikle İsrail ve Körfez ülkeleri arasında ciddi rahatsızlık yaratıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Rubio'nun gezisi, bölgede İran'la ilişkileri normalleştirme çabaları ile güvenlik kaygıları arasında bir denge arayışını yansıtıyor. Suudi Arabistan ve BAE, son yıllarda İran'la diplomatik kanalları açık tutsa da, İran'ın Yemen, Irak ve Suriye'deki vekil güçleri bölgede ciddi bir tehdit olarak algılanıyor. Ayrıca Çin'in Körfez'de artan etkisi, ABD'nin bölgeye stratejik bağlılığını sorgulatıyor. Rubio, müttefiklere ABD'nin bölgeden çekilmediğini, tam tersine yeni bir güvenlik çerçevesi önerdiğini vurgulayacak. Bu çerçevede, İran'ın balistik füze programının sınırlandırılması ve bölgesel milislerin kontrol altına alınması gibi başlıklar ele alınacak. Ekonomik boyutta ise, Körfez fonlarının ABD'ye yönelik yatırımları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar önemli bir arka plan oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rubio'nun Körfez turu, İran'la yeni bir nükleer anlaşma olasılığını gündeme getiriyor. Türkiye, nükleer program da dahil olmak üzere İran'la diyaloğu destekleyen bir pozisyonda. Ancak anlaşmanın bölgesel güç dengelerine etkisi, özellikle İran'ın ekonomik rahatlamasının Türkiye'ye olan etkisi önemli. Tahran'ın yaptırımların hafiflemesiyle enerji ihracatını artırması, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini dolaylı olarak etkileyebilir. Diğer yandan, Körfez ülkelerinin ABD ile güvenlik işbirliğini derinleştirmesi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz projeksiyonu açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Ankara, bu süreçte kendi çıkarlarına uygun bir diplomatik denge kurmaya çalışacaktır.