ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez ülkelerine yönelik diplomatik turuna başlarken, Washington’ın İran ile vardığı nükleer anlaşmayı bölge liderlerine kabul ettirmeyi hedefliyor. Ancak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi kilit müttefikler, anlaşmanın Tahran’a aşırı tavizler verdiği ve bölgesel güç dengesini İran lehine değiştireceği endişesini taşıyor. Rubio, özellikle İran’ın artan nüfuzunun Körfez’deki petrol akışını ve güvenlik mimarisini nasıl etkileyeceğine dair soruları yanıtlamak zorunda kalacak.
Gelişmenin arka planı
Rubio’nun ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (JCPOA) yeniden canlandırma çabalarının bir parçası. Trump, 2018’de ABD’yi anlaşmadan çekmiş ve İran’a yönelik yaptırımları yeniden uygulamıştı. Ancak son aylarda Washington, Tahran’la dolaylı müzakereler yürüterek uranyum zenginleştirme kısıtlamaları ve yaptırım hafifletmeleri konusunda ilerleme kaydetti.
Körfez ülkeleri ise anlaşmanın İran’ın bölgesel vekil güçlerine (Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki milisler) verdiği desteği durdurmayacağından endişeli. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE, İran’ın Yemen’deki Husilere sağladığı askeri yardımın anlaşma kapsamında ele alınmamasından rahatsız. Ayrıca İran’ın petrol ihracatını artırmasına izin veren herhangi bir düzenleme, OPEC+ içinde pazar payı rekabetini körükleyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Rubio’nun “cazibe saldırısı” olarak nitelenen gezisi, sadece ikili güvenlik garantileri değil, aynı zamanda ekonomik işbirliği vaatlerini de içeriyor. ABD, Körfez ülkelerine İran’ın bölgesel faaliyetlerini izlemek için gelişmiş istihbarat paylaşımı ve füze savunma sistemleri teklif ediyor. Ancak bölge ülkeleri, Washington’ın uzun vadeli taahhütlerinden şüphe duyuyor. Öte yandan, Çin’in Ortadoğu’da artan etkisi ve Rusya’nın İran’a verdiği destek, ABD’nin elini zorlaştırıyor.
İran ile anlaşma, küresel petrol piyasalarında da arz fazlası endişesi yaratıyor. İran’ın yaptırımlardan kurtulması durumunda günlük 1-1,5 milyon varil ek petrol arzı bekleniyor, bu da fiyatları aşağı çekebilir. Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan, bu durumdan en çok etkilenecek ülkeler arasında. Buna karşın ABD, İran petrolünün piyasaya dönüşünün Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçıları rahatlatacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a yönelik yaptırımlara karşı çıkan ve Tahran’la enerji ve ticaret bağlarını sürdüren bir ülke olarak, ABD-İran anlaşmasının şartlarına yakından bakıyor. Türkiye’nin doğal gaz ve petrol ihtiyacının bir kısmını İran’dan karşılaması, yaptırım hafifletilmesini olumlu karşılamasına yol açabilir. Ancak anlaşma, İran’ın bölgedeki nüfuzunu artırırsa, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca ABD’nin Körfez’deki varlığını azaltması, Türkiye’nin Katar’la askeri işbirliği ve Yemen’deki angajmanı açısından yeni dengeler yaratabilir. Ankara, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlamasını, ancak kendi güvenlik çıkarlarını zedelememesini bekleyecektir.