ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın nükleer programına ilişkin yeni bir anlaşma zemini oluşturmak üzere önümüzdeki hafta Körfez ülkelerine kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirecek. Middle East Eye'ın haberine göre, Rubio'nun Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı kapsayacak turu, ABD'nin Tahran yönetimiyle dolaylı müzakerelere yeniden başlama çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ziyaretin ana gündem maddesi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması, uluslararası denetimlerin artırılması ve ekonomik yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi olasılığı olacak. Rubio'nun Körfez turu, Biden yönetiminin İran'la doğrudan müzakere masasına dönme konusunda isteksiz olduğu bir dönemde, bölgesel aktörlerin arabuluculuk rolünü ön plana çıkarıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İran politikasında son aylarda belirgin bir yumuşama gözleniyor. Beyaz Saray, 2018'de Trump döneminde tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP) geri dönüş sinyalleri verse de, Kongre'deki Cumhuriyetçi muhalefet ve İsrail'in sert tutumu bu süreci zorlaştırıyor. Rubio'nun Körfez ziyareti, Washington'un Tahran'la dolaylı bir diyalog kanalı açmak için bölgesel müttefiklerine danışma ihtiyacından doğdu. Suudi Arabistan ve BAE, İran'la doğrudan çatışma riskini azaltmakla birlikte, nükleer bir İran'ın bölgesel hegemonyasını güçlendirmesinden endişe ediyor. Katar ise geçmişte Taliban ve Hamas gibi aktörlerle arabuluculuk yaparak edindiği deneyimle, bu kez de ABD-İran arasında bir köprü işlevi görmeye hazırlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rubio'nun Körfez ülkeleriyle yapacağı görüşmeler, yalnızca İran'ın nükleer dosyasını değil, aynı zamanda Yemen'deki ateşkes sürecini, Irak'taki istikrar çabalarını ve küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. İran'la olası bir anlaşma, petrol ve doğalgaz arzında rahatlamaya yol açarak enerji fiyatlarını düşürebilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel milisler aracılığıyla yürüttüğü vekalet savaşlarının sona ermesi, İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesinin önünü açabilir. Ancak Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer anlaşma sonrası balistik füze programı ve bölgesel müdahalelerini sürdürmesinden çekiniyor. Bu nedenle Rubio'nun ziyareti, anlaşmanın kapsamına ilişkin bölgesel bir mutabakat sağlamayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 300 kilometrelik sınırı ve enerji ithalatı nedeniyle Tahran'la istikrarlı ilişkiler sürdürmek zorundadır. ABD-İran anlaşması, Ankara'nın iki ülke arasında denge politikası izlemesini kolaylaştırabilir. Ancak anlaşma, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunu azaltırsa, Türkiye'nin PKK/YPG ile mücadelesinde dolaylı bir avantaj sağlayabilir. Öte yandan, ABD'nin Körfez ülkeleriyle yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki yalnızlaşma riskini artırabilir. Rubio'nun ziyareti, Türkiye'nin Katar ile olan stratejik ortaklığını ve İran'la enerji işbirliğini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.