ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'un Doğu Akdeniz'de planlanan deniz altı kablo projesine "çok kararlı" olduğunu belirterek, projenin hayata geçirilmesi için Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimin azaltılması gerektiğini vurguladı. Rubio'nun açıklaması, Atina ve Ankara'nın ihtilaflı sularda yürütülen sismik araştırma faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya gelmesinin ardından geldi. ABD'nin en üst düzey diplomatı, projenin bölgesel enerji güvenliği ve dijital bağlantı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Projenin Arka Planı ve Tarafların Tutumu
Söz konusu deniz altı kablo projesi, Avrupa ile Asya arasında veri aktarımını sağlayacak stratejik bir altyapı yatırımı olarak öne çıkıyor. Projenin güzergahı, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'den geçerek Türkiye ve Yunanistan karasularını yakından ilgilendiriyor. Atina, projenin kendi kıta sahanlığı içinde kalan bölgelerden geçeceğini savunurken, Ankara ise söz konusu alanlarda egemenlik haklarının bulunduğunu ve izinsiz araştırma yapılamayacağını belirtiyor. Türkiye, daha önce benzer gerekçelerle bölgede sismik araştırma gemileri görevlendirmiş ve Yunanistan ile arasında zaman zaman tırmanan gerilimler yaşanmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, kablo projesinin sadece ticari değil, aynı zamanda stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtiyor. Proje, Avrupa'nın enerji ve veri güvenliğini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Rubio'nun açıklamaları, ABD'nin Doğu Akdeniz'deki müttefikleri arasında denge kurma çabası olarak yorumlanıyor. Washington, hem NATO müttefiki Türkiye hem de AB üyesi Yunanistan ile ilişkilerini korumaya çalışırken, bir yandan da Çin'in bölgedeki artan etkisine karşı duyduğu endişeyi dile getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Doğu Akdeniz, son yıllarda enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda uluslararası rekabetin yoğunlaştığı bir bölge haline geldi. Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail arasında farklı ittifaklar ve anlaşmazlıklar bulunuyor. ABD'nin bu denklemdeki rolü, hem NATO içi denge hem de bölgesel istikrar açısından kritik. Rubio'nun "çok kararlıyız" mesajı, ABD'nin projeyi bir an önce hayata geçirmek istediğini gösteriyor. Ancak Türkiye'nin egemenlik hakları konusundaki hassasiyeti, projenin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Uzmanlar, deniz altı kablolarının küresel veri trafiğinin yüzde 95'inden fazlasını taşıdığını hatırlatıyor. Bu nedenle kablo güzergahları, sadece ekonomik değil aynı zamanda güvenlik açısından da stratejik önem taşıyor. ABD'nin projeye verdiği destek, Çin'in "Dijital İpek Yolu" girişimine karşı bir hamle olarak da değerlendiriliyor. Washington, müttefikleriyle birlikte güvenli ve güvenilir veri altyapısı oluşturmayı hedefliyor.
Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşmazlık, yalnızca kablo projesiyle sınırlı değil. Ege'deki kıta sahanlığı, karasuları ve hava sahası sorunları on yıllardır çözümsüz. Son dönemde taraflar arasında diyalog kanalları açılmaya çalışılsa da, karşılıklı güvensizlik devam ediyor. ABD'nin arabuluculuk çabaları, bu süreçte belirleyici olabilir. Ancak Türkiye, üçüncü tarafların Ege sorunlarına müdahil olmasına sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin deniz altı kablo projesine verdiği destek ve Rubio'nun açıklamaları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki egemenlik hakları ve enerji politikaları açısından kritik bir sınav niteliğinde. Projenin güzergahı Türkiye'nin kıta sahanlığı iddia ettiği suları kapsıyorsa, Ankara'nın izin vermemesi durumunda proje tıkanabilir. Bu durum, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Öte yandan, projeye katılım Türkiye için enerji ve veri koridorlarında söz sahibi olma fırsatı da sunuyor. Ankara'nın denge politikası, hem egemenlik haklarını korumayı hem de bölgesel işbirliğine açık olmayı gerektiriyor.