İngiltere Başbakanı, Rosebank petrol sahasının İsrailli bir şirketle olan bağlantıları nedeniyle Batı Şeria yaptırımlarını ihlal edebileceği konusunda uyarıldı. Kampanyacılar ve Yeşil Parti lideri Zack Polanski, Rosebank sahasının işletmecisi olan Ithaca Energy'nin İsrail merkezli bir firma ile olan ilişkisine dikkat çekerek, bu durumun İngiltere'nin uluslararası yükümlülüklerini sorgulattığını belirtti. Söz konusu saha, Kuzey Denizi'ndeki en büyük yeni petrol rezervlerinden biri olarak gösteriliyor ve çevre aktivistlerinin uzun süredir hedefinde.
Rosebank ve Tartışmalı Bağlantılar
Rosebank petrol sahası, İngiltere'nin enerji bağımsızlığı açısından stratejik bir proje olarak sunuluyor. Ancak sahanın lisans ortağı olan Ithaca Energy'nin, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleriyle ilişkili bir şirketle ticari bağlantıları olduğu iddia ediliyor. Kampanyacılar, bu bağlantının İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşimlere yönelik yaptırım rejimini dolaylı olarak deldiğini savunuyor. İngiltere hükümeti, Batı Şeria'daki yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu kabul ediyor ve bu bölgeye yönelik belirli yaptırımlar uyguluyor. Dolayısıyla Rosebank projesinin bu yaptırımlarla çelişip çelişmediği hukuki bir tartışma başlatmış durumda.
Yeşil Parti lideri Zack Polanski, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, hükümetin bu tür bağlantıları görmezden gelmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Polanski, İngiltere'nin iklim taahhütleriyle de çelişen yeni petrol sahalarının onaylanmasının gelecek nesillere zarar verdiğini belirtti. Rosebank, 2023 yılında onaylanmış olup, tahminen 300 milyon varil petrol içeriyor. Proje, İngiltere'nin enerji güvenliğini artırma hedefine hizmet ederken, aynı zamanda ülkenin net sıfır hedeflerini zora sokuyor.
İktidardaki Muhafazakâr Parti hükümeti ise Rosebank'ın onaylanmasını savunarak, yerli enerji üretiminin önemine işaret ediyor. Ancak muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, bu tür projelerin fosil yakıt bağımlılığını artırdığını ve İngiltere'nin uluslararası itibarını zedelediğini dile getiriyor. Özellikle İsrail-Filistin çatışması bağlamında, Batı Şeria yaptırımlarına dolaylı destek verilmesi, İngiltere'nin Orta Doğu politikasında tutarsızlık olarak yorumlanıyor.
Uluslararası Yaptırımlar ve Enerji Politikaları
İngiltere, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerine yönelik olarak 2020'den bu yana çeşitli yaptırım kararları almış durumda. Bu yaptırımlar, yerleşim faaliyetlerine finansal veya lojistik destek sağlayan kuruluşları hedef alıyor. Rosebank sahasının işletmecisi Ithaca Energy'nin, bu tür kuruluşlarla doğrudan bir bağı olup olmadığı net değil; ancak kampanyacılar, dolaylı bağlantıların bile yaptırım ihlali sayılması gerektiğini savunuyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, devletlerin yaptırım rejimlerini ihlal eden şirketlere karşı önlem alması gerektiğini belirtiyor. İngiltere'nin Rosebank projesine onay vermesi, eğer bu bağlantılar kanıtlanırsa, ülkenin kendi yaptırım politikalarıyla çelişebilir. Bu durum, İngiltere'nin uluslararası alanda güvenilirliğini sarsabilir. Ayrıca, İsrail yanlısı politikalar izleyen ülkelerin, Filistin meselesinde çifte standart uyguladığı eleştirileri güçlenebilir.
Enerji şirketleri ise genellikle yaptırımlara uyum konusunda titiz davranmak zorunda. Ancak Ithaca Energy gibi bağımsız şirketler, daha az denetimle karşılaşabiliyor. İngiltere hükümeti, Rosebank projesinin yaptırımlarla uyumlu olduğunu savunsa da, şeffaflık eksikliği soru işaretleri yaratıyor. Kampanyacılar, hükümetin bu konuda bağımsız bir soruşturma başlatması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rosebank petrol sahası etrafındaki yaptırım tartışması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel enerji jeopolitiği ve yaptırım rejimleri açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, İsrail-Filistin meselesinde Filistin'in haklarını savunan bir pozisyon izliyor ve Batı Şeria'daki yerleşimlere karşı çıkıyor. İngiltere'nin kendi yaptırımlarını ihlal etme riski, uluslararası yaptırımların etkinliği konusunda soru işaretleri doğuruyor. Ayrıca Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer enerji projelerinde yer alıyor ve bu tür bağlantıların yaptırım ihlali sayılıp sayılmayacağı, Ankara'nın da dikkat etmesi gereken bir konu. Türkiye, enerji güvenliğini çeşitlendirirken, yaptırım risklerini de göz önünde bulundurmalı.