İskoçya'nın kuzeybatısındaki Shetland Adaları açıklarında yer alan Rosebank petrol sahası, Birleşik Krallık'ın son yıllardaki en büyük ve en tartışmalı enerji projelerinden biri haline geldi. Henüz üretime başlamamış olan saha, iklim değişikliğiyle mücadele politikaları ile enerji güvenliği arasındaki gerilimin simgesi oldu. BBC İskoçya editörü James Cook, sahadaki bir gemide yaşamı gözlemleyerek bu siyasi fırtınanın merkezine indi.
Rosebank nedir, neden tartışılıyor?
Rosebank, Birleşik Krallık karasularında keşfedilen en büyük rezervlerden birine sahip. Norveçli enerji şirketi Equinor ve İngiliz ortağı Ithaca Energy tarafından geliştirilen proje, yaklaşık 3,8 milyar varil petrol eşdeğeri rezerv içeriyor. Saha, 2023 yılında Birleşik Krallık hükümeti tarafından onaylandı ancak iklim aktivistleri ve muhalefet partileri kararı sert şekilde eleştirdi. Proje, ülkenin 2050 net sıfır hedefiyle çeliştiği gerekçesiyle yargıya taşındı. Ekim 2024'te Edinburgh Yüksek Mahkemesi, sahanın çevresel etki değerlendirmesinin yetersiz olduğuna hükmederek onayı iptal etti. Ancak hükümet, karara itiraz edeceğini açıkladı.
Rosebank'in tartışmalı olmasının bir diğer nedeni de sahadan çıkarılacak petrolün büyük kısmının ihraç edilecek olması. Bu durum, projenin Birleşik Krallık'ın enerji güvenliğine katkısının sınırlı olacağı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Öte yandan hükümet, projenin binlerce istihdam yaratacağını ve enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağını savunuyor.
Sahadaki yaşam: Bir gemide 28 gün
BBC ekibi, Rosebank sahasında görev yapan bir destek gemisine katılarak burada çalışanların yaşamına tanıklık etti. Gemide çalışan personel, 28 gün boyunca denizde kalıyor ve ardından karada 28 günlük izne ayrılıyor. Zorlu hava koşullarında, saatlerce süren vardiyalarda çalışan mürettebat, sahadaki sondaj ve mühendislik faaliyetlerini yürütüyor. Ekip, projenin iptal edilmesi durumunda işlerini kaybetme korkusu yaşadıklarını dile getiriyor. Bir çalışan, "Burada ailelerimiz için çalışıyoruz. Ani bir kararla her şeyin bitmesi bizi endişelendiriyor" diyor.
Rosebank sahası, yalnızca bir enerji projesi değil, aynı zamanda Birleşik Krallık'ın iklim politikalarındaki dönüşümün de sembolü. Hükümet, yeni petrol ve gaz arama ruhsatlarını durdurma kararı almış olsa da mevcut projelerin devam edeceğini açıklamıştı. Ancak mahkeme kararı, bu politikaların hukuki zeminde ne kadar sağlam olduğunu sorgulatıyor.
Küresel boyut: İklim taahhütleri ve enerji güvenliği
Rosebank tartışması, küresel ölçekte yaşanan iklim krizi ile fosil yakıt bağımlılığı arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor. Birleşik Krallık, 2030'a kadar sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine göre yüzde 68 azaltmayı taahhüt etmişti. Ancak yeni petrol sahalarının onaylanması, bu hedefle çelişiyor. Uluslararası Enerji Ajansı, net sıfır senaryosunda yeni fosil yakıt projelerine yatırım yapılmaması gerektiğini belirtiyor. Öte yandan Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ülkeleri kendi kaynaklarına yönlendiriyor. Rosebank, bu ikilemin somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Proje ayrıca, Birleşik Krallık'ın iklim liderliği konusundaki itibarını da etkiliyor. COP26'ya ev sahipliği yapan ülke, şimdi fosil yakıt genişlemesiyle eleştiriliyor. Kararın temyiz süreci ve olası yeni düzenlemeler, diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rosebank, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel enerji dengeleri ve iklim politikaları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda Doğu Akdeniz'de petrol ve gaz arama faaliyetlerini artırmış durumda. Batılı ülkelerin fosil yakıtlardan çıkış politikaları, Türkiye'nin enerji stratejisini de etkileyebilir. Ayrıca, Rosebank gibi projelerin iklim taahhütleriyle çatışması, Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirirken karşılaşabileceği zorluklara işaret ediyor. Enerji güvenliği ile çevresel sorumluluk arasındaki denge, Türkiye'nin de gündeminde. Küresel yatırımcıların fosil yakıtlardan uzaklaşması, Türkiye'nin enerji projelerine finansman bulmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle, Rosebank davası, Türkiye'nin enerji ve iklim politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor.