Romanya, Bulgaristan ve Türkiye, NATO Zirvesi'nde Karadeniz'deki ortak mayın temizleme görev gücünün kapsamını genişleten bir anlaşma imzaladı. Yeni düzenleme, üç ülkenin oluşturduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu'nun (MCM Black Sea) yetkilerine, kritik denizaltı altyapısının korunmasını da ekliyor. Bu adım, bölgedeki enerji nakil hatları ve iletişim kabloları gibi stratejik unsurların güvenliğini artırmayı hedefliyor. Anlaşma, NATO'nun 75. kuruluş yıldönümü zirvesi sırasında Washington'da imzalandı.
Gelişmenin arka planı
Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu, 2023 yılının sonlarında Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında imzalanan bir mutabakatla kurulmuştu. Görev grubunun temel amacı, Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz'de artan mayın tehdidine karşı ortak operasyonlar yürütmekti. Savaşın başlamasıyla birlikte Ukrayna ve Rusya kıyılarına döşenen mayınlar, uluslararası nakliye rotalarını tehlikeye atmış ve özellikle Ukrayna tahıl ihracatı için hayati önem taşıyan koridorları tehdit etmişti.
Görev grubu, şimdiye kadar mayın tarama ve imha faaliyetlerine odaklanmıştı. Ancak yeni anlaşmayla birlikte, Karadeniz'in tabanında bulunan kritik altyapının (doğalgaz boru hatları, enerji kabloları, internet kabloları) korunması da misyon kapsamına alındı. Bu altyapılar, özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarında hedef haline gelebiliyor. 2022 yılında Kuzey Akım boru hatlarına yapılan sabotaj, denizaltı altyapısının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne sermişti.
Romanya Savunma Bakanı Angel Tîlvăr, imza töreninde yaptığı açıklamada, "Karadeniz sadece bir deniz değil, aynı zamanda enerji ve iletişim arterlerimizin geçtiği bir bölge. Bu altyapıyı korumak, bölgesel güvenliğimiz için hayati önem taşıyor" dedi. Bulgaristan Savunma Bakanı Todor Tagarev ise, "Üç ülke arasındaki işbirliği, NATO'nun Karadeniz'deki varlığının güçlenmesine katkı sağlayacak" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Karadeniz, jeopolitik açıdan Avrupa'nın en kritik bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde NATO'nun bölgedeki varlığı sınırlıydı. Ancak savaşla birlikte, özellikle Romanya ve Bulgaristan gibi NATO üyesi ülkelerin güvenlik kaygıları arttı. Türkiye ise Montrö Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'e giriş-çıkışları kontrol eden ülke olarak kilit bir rol oynuyor.
Görev grubunun genişletilmesi, NATO'nun bölgeye olan ilgisinin arttığını gösteriyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, "Karadeniz'deki kritik denizaltı altyapısının korunması, ittifakın caydırıcılık ve savunma kabiliyetinin önemli bir parçası" dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu adım, bölgesel istikrara katkı sağlayacak" değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığı ve özellikle Kırım'daki üsleri, bölgedeki gerginliği artıran bir faktör olmaya devam ediyor. Moskova yönetimi, NATO'nun Karadeniz'deki her türlü faaliyetini 'provokasyon' olarak nitelendiriyor. Ancak üç ülke, görev grubunun tamamen savunma amaçlı olduğunu ve Montrö Sözleşmesi'ne uygun olarak yürütüleceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Karadeniz'deki mayın tehdidine karşı başlatılan bu girişimin en önemli mimarlarından biri olarak öne çıkıyor. Ankara, hem Montrö Sözleşmesi'ni koruma hem de NATO müttefikleriyle uyum içinde hareket etme konusunda hassas bir denge yürütüyor. Görev grubunun kapsamının genişletilmesi, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artırırken, aynı zamanda Türk Boğazları'ndan geçen ticaret gemilerinin güvenliğine de katkı sağlıyor. Özellikle TürkAkım doğalgaz boru hattı gibi kritik enerji altyapısının korunması, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi açısından stratejik önem taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Karadeniz'de istikrarı sağlama ve Rusya ile NATO arasında bir tampon ülke rolünü pekiştirme çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, üç ülke arasındaki işbirliği, Türkiye'nin bölgesel savunma işbirliklerindeki liderliğini de teyit ediyor.