Uluslararası ilişkiler uzmanı Amir Roknifard, İran'ın bölgesel müttefikleri aracılığıyla gerçekleştirdiği saldırıları stratejik bir araç olarak kullandığını belirtti. Roknifard'a göre Tahran yönetimi, doğrudan askeri çatışmaya girmeden nüfuz alanını genişletmek ve rakiplerine mesaj vermek için bu yöntemi tercih ediyor. Bu yaklaşım, İran'ın savunma doktrinindeki 'ileri savunma' stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Uzmanın açıklamaları, İsrail ve ABD ile artan gerilimlerin yaşandığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Roknifard, yaptığı açıklamada İran'ın Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve Suriye ile Irak'taki çeşitli gruplar üzerindeki etkisini kullanarak bölgesel bir caydırıcılık ağı kurduğunu ifade etti. Bu gruplar, İran'ın doğrudan müdahalesi olmaksızın ona bağlı hareket ediyor. Tahran, bu sayede hem maliyetli bir savaşa girmekten kaçınıyor hem de kriz anlarında masada güçlü bir koz elde ediyor.
Uzman, İran'ın bu stratejisinin özellikle 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından daha da belirgin hale geldiğini vurguladı. Süleymani'nin halefleri, Kudüs Gücü aracılığıyla bu grupları daha organize bir şekilde koordine ediyor. Roknifard'a göre İran, asimetrik savaş yöntemlerini benimseyerek teknolojik ve askeri üstünlüğü olan rakiplerine karşı etkili bir savunma mekanizması geliştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu stratejinin bölgesel etkileri oldukça geniş. İsrail, İran destekli grupların saldırılarını 'varoluşsal bir tehdit' olarak görürken, ABD de bu durumu ulusal güvenliğine yönelik bir risk olarak değerlendiriyor. Körfez ülkeleri ise İran'ın bu politikasının bölgedeki istikrarı bozduğunu savunuyor. Öte yandan Çin ve Rusya, İran'ın bu yaklaşımını Batı karşıtı bir denge unsuru olarak görüyor.
Roknifard'a göre İran'ın bu politikası, uluslararası toplumda diplomatik izolasyonunu artırabilir. Ancak Tahran, bu durumu göze alarak bağımsız bir aktör olma iddiasını sürdürüyor. Uzman, İran'ın bu stratejisinin önümüzdeki dönemde daha da karmaşık bir hal alabileceğini, çünkü Tahran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirmeye çalıştığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü bu strateji, Türkiye'nin bölgesel güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Özellikle Suriye ve Irak'ta İran destekli grupların varlığı, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını ve PKK ile mücadelesini doğrudan etkiliyor. Ankara, bu grupların zaman zaman Türk askerlerine ve sınır karakollarına yönelik saldırılarını yakından izliyor. Ayrıca, İran'ın bu politikası, bölgede nüfuz mücadelesini artırarak Türkiye'nin jeopolitik manevra alanını daraltabilir. Türkiye'nin, bu gelişmeler karşısında diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması ve bölgesel aktörlerle koordinasyonu güçlendirmesi kritik önem taşıyor.