Başkan Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki ikinci yılını doldurduğu bir dönemde, ABD Yüksek Mahkemesi Başyargıcı John G. Roberts Jr., derin ideolojik bölünmeler yaşayan mahkemeyi yöneterek, bir yandan muhafazakâr hukuk anlayışına önemli kazanımlar sağlarken, diğer yandan Trump'ın sınırsız başkanlık yetkisine yönelik iddialarını sert bir darbeyle boşa çıkardı. Mahkemenin 2024-2025 döneminde verdiği kararlar, Amerikan siyasetindeki kırılmaların yargıya yansımasını gözler önüne serdi.
Mahkeme İçinde İnce Çizgi
Roberts, 6-3'lük muhafazakâr çoğunluğa rağmen, her davada ideolojik blok halinde oy kullanmadı. Özellikle Trump'ın bütçe yetkilerini sınırlandıran ve federal kurumların bağımsızlığını koruyan kararlarda, Roberts'ın ılımlı kanadı belirleyici oldu. Mahkeme, başkanın kongre onayı olmadan harcama yapma yetkisini reddederken, Trump'ın göçmenlik politikalarına da sınırlamalar getirdi. Ancak aynı dönemde, silah taşıma hakkını genişleten ve kürtaj karşıtı yasaları destekleyen muhafazakâr kararlar da alındı.
Roberts, medya önünde yaptığı açıklamada, "Mahkeme, siyasi rüzgârlara göre değil, anayasaya göre karar verir" ifadelerini kullandı. Ancak eleştirmenler, mahkemenin son dönemde aldığı kararların kurumsal itibarı zedelediğini, çünkü kamuoyunda mahkemenin partizan bir araç haline geldiği algısını güçlendirdiğini savunuyor.
Trump'ın Yetki Sınırlarına Darbe
Trump, göreve başladığı andan itibaren yürütme yetkisinin neredeyse sınırsız olduğunu iddia ediyordu. Ancak Yüksek Mahkeme, başkanın federal bütçeyi tek taraflı olarak yeniden tahsis etme girişimini anayasaya aykırı buldu. Ayrıca, Trump'ın imzaladığı bazı başkanlık kararnameleri, yargı denetiminden geçerken önemli ölçüde törpülendi. Mahkeme, başkanın ceza affı yetkisinin de sınırsız olmadığına hükmetti ve bazı affedilen kişilerin durumunu yeniden değerlendirdi.
Bu kararlar, Trump ve ekibinde hayal kırıklığı yarattı. Beyaz Saray sözcüsü, mahkemenin "başkanlık kurumunu zayıflattığını" öne sürerken, Demokratlar ise kararları "hukukun üstünlüğünün zaferi" olarak niteledi. Uzmanlar, mahkemenin Trump'ı dengeleme rolünün, 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti içindeki otoriter eğilimlere karşı bir set oluşturduğu yorumunu yapıyor.
Küresel Yansımalar
ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'a karşı aldığı bu tavır, uluslararası toplumda demokratik kurumların direnci olarak yorumlandı. Avrupa Birliği yetkilileri, kararları "olgun bir demokrasinin sınavı" olarak değerlendirirken, Rusya ve Çin devlet medyası ise ABD'deki siyasi krizi vurguladı. Mahkemenin kararları, dünya genelinde yürütme erkinin sınırlandırılması tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Öte yandan, mahkemenin muhafazakâr kanadının silah ve kürtaj konularındaki kararları, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekti. Birleşmiş Milletler, ABD'deki silahlanma oranının endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, mahkemenin bu konudaki tutumunu eleştirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'de yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin gücünü gösterirken, Türkiye için dış politika açısından önemli ipuçları barındırıyor. Güçlü bir başkanlık sistemiyle yönetilen Türkiye, ABD'deki yargısal denetim mekanizmalarının başkanlık yetkilerini nasıl sınırlandırdığını izliyor. Özellikle yaptırım ve dış politika kararlarının yargı denetimine tabi olması, Türkiye-ABD ilişkilerinde karşılaşılabilecek hukuki engeller açısından belirleyici olabilir. Ayrıca, mahkemenin Trump'ı dengelemesi, küresel sistemde kurallara dayalı düzenin devamına katkı sağlayarak Türkiye'nin çok taraflı diplomasi stratejisini dolaylı yoldan desteklemektedir.