Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu, başkent Riyad üzerinde bir insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü duyurdu. Koalisyon sözcüsü, aracın şehir merkezine doğru ilerlerken tespit edilip imha edildiğini belirtti. Olayda can kaybı veya maddi hasar bildirilmedi. Bu, son dönemde Riyad semalarında kaydedilen benzeri olayların bir yenisi; koalisyon güçleri, Yemen'deki Husi isyancılarının düzenlediği iddia edilen saldırıları sık sık engelliyor.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalar, Suudi Arabistan ve müttefiklerinin Mart 2015'te başlattığı askeri müdahaleyle bölgesel bir krize dönüştü. Husiler, Suudi topraklarına yönelik roket ve İHA saldırılarını zaman zaman üstleniyor. Koalisyon güçleri ise bu saldırıları genellikle hava savunma sistemleriyle bertaraf ediyor. Son olarak Riyad üzerinde düşürülen İHA, bu tür olayların ne kadar sıklaştığını gösteriyor. Husiler, geçmişte Riyad'daki petrol tesislerini ve askeri hedefleri hedef aldıklarını açıklamıştı. Koalisyon sözcüsü, son olayla ilgili olarak İHA'nın türü ve menşei hakkında ayrıntı vermedi; ancak bölgede artan İHA kapasitesi, Suudi hava savunması için ciddi bir sınav oluşturuyor.
Uzmanlar, İHA saldırılarının maliyet etkinliği ve tespit edilmesinin zorluğu nedeniyle asimetrik savaşta önemli bir araç haline geldiğine dikkat çekiyor. Suudi Arabistan, bu tehdidi bertaraf etmek için son yıllarda hava savunma sistemlerini güçlendirme yoluna gitti. ABD yapımı Patriot sistemleri ve diğer gelişmiş savunma unsurları, Suudi şehirlerini korumak için konuşlandırılmış durumda. Ancak düşük maliyetli İHA'ların bile büyük savunma sistemlerini zorlayabildiği görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Riyad'a yönelik İHA saldırıları, sadece Suudi Arabistan'ın güvenliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Yemen savaşı, İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasında bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. ABD ve Birleşik Krallık gibi Batılı ülkeler, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, Birleşmiş Milletler defalarca ateşkes çağrısı yaptı. Ancak kalıcı bir barış sağlanamadı. Son İHA olayı, Husilerin saldırı kapasitesini koruduğunu ve hatta artırdığını gösteriyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın güney sınırlarında ve stratejik tesislerinde güvenlik endişelerini canlı tutuyor.
Küresel petrol piyasası da bu tür saldırılara duyarlı. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine düzenlenen ve Husilerin üstlendiği saldırılar, dünya petrol arzında geçici bir kesintiye ve fiyatlarda sıçramaya neden olmuştu. Son olayın petrol fiyatları üzerinde henüz belirgin bir etkisi görülmedi; ancak benzeri saldırıların sürmesi, enerji güvenliği açısından risk oluşturuyor.
Diplomatik cephede ise Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflar arasında müzakereleri canlandırmaya çalışıyor. Ancak sahadaki askeri tırmanma, barış çabalarını zorlaştırıyor. Suudi Arabistan, İran ile 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla varılan anlaşmayla ilişkilerini yumuşatmış olsa da Yemen'deki Husi tehdidi devam ediyor. Bu son İHA olayı, Yemen savaşının bölgesel güvenlik üzerindeki etkisini bir kez daha hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraf olmamakla birlikte, bölgedeki istikrarsızlığın Körfez'e ve dolayısıyla küresel enerji arzına etkilerini yakından izliyor. Riyad'a yönelik İHA saldırıları, Türkiye'nin savunma sanayii iş birliklerinde önemli bir potansiyel oluşturuyor; Türk İHA'ları ve hava savunma sistemleri son yıllarda Körfez ülkelerinin ilgisini çekiyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bölgesel tansiyonun artması, Türk müteahhitlik ve ticaret faaliyetlerini riske atabilir. Öte yandan Türkiye, Yemen'deki insani krizin çözümü için diplomatik çabaları destekliyor. Bu tür saldırılar, bölgede kalıcı barışın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.