İsrail'de 23 Mart'ta yapılacak genel seçimler öncesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu koltuğundan etmeyi hedefleyen önde gelen siyasetçi Gadi Eisenkot, Perşembe günü göreve gelmesinden itibaren 18 ay içinde Hamas'ın askeri kanadını 'yok edeceğini' taahhüt etti. Eski İsrail Genelkurmay Başkanı Eisenkot, açıklamasında Hamas'ın yenilgiye uğratılmasının kendisi için öncelik olduğunu vurguladı. Bu vaat, seçim kampanyasında güvenlik konusunun merkezi bir yer tuttuğu bir dönemde, Netanyahu'nun sağında bir pozisyon alarak seçmenin güvenlik endişelerine hitap etme çabası olarak yorumlanıyor.
Seçim öncesi güvenlik yarışı
İsrail siyaseti, uzun süredir güvenlik meselesi etrafında şekilleniyor. Gadi Eisenkot, 2015-2019 yılları arasında İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı ve bu dönemde Gazze'ye yönelik operasyonlarda önemli rol üstlendi. Emekli olduktan sonra siyasete atılan Eisenkot, şu anda ana muhalefet partilerinden birinde yer alıyor. Netanyahu'nun uzun yıllar süren iktidarına son vermek isteyen muhalefet bloğu içinde Eisenkot, askeri geçmişi ve sert güvenlik söylemiyle dikkat çekiyor. Anketler, Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi ile muhalefet arasında kıyasıya bir yarışa işaret ediyor. Eisenkot'un '18 ay' gibi somut bir süre vermesi, seçmen nezdinde inandırıcılık ve kararlılık mesajı olarak değerlendiriliyor.
Hamas, 2007'den bu yana Gazze Şeridi'ni yönetiyor ve İsrail ile birçok kez çatışmaya girdi. Son yıllarda yaşanan çatışmalarda Hamas'ın askeri kapasitesi ciddi darbe aldı ancak örgüt varlığını sürdürüyor. Eisenkot'un açıklaması, İsrail'in Gazze politikasında daha agresif bir çizgi izleyeceği sinyalini veriyor. Ancak uzmanlar, Hamas'ın tamamen yok edilmesinin askeri olarak zor olduğunu ve bunun için kapsamlı bir strateji gerektiğini belirtiyor. Seçim kampanyasında Netanyahu da benzer vaatlerde bulunmuş, ancak Eisenkot'un askeri deneyimi ona bu konuda avantaj sağlayabilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki seçim sonuçları, sadece ülke içinde değil, Orta Doğu'nun genelinde dengeleri etkileyecek. Netanyahu'nun politikaları, özellikle Filistin sorunu, İran'ın nükleer programı ve bölgesel ittifaklar açısından belirleyici oldu. Eisenkot'un olası bir başbakanlığında, özellikle Filistin meselesinde daha sert bir tutum izlenmesi bekleniyor. Ancak Eisenkot, aynı zamanda ılımlı bir imaj çizmeye çalışarak uluslararası toplumla diyaloğu sürdürebilir. ABD yönetimi, İsrail ile ilişkilerde istikrarı önemsiyor ve seçim sonuçlarını yakından takip ediyor. Avrupa Birliği de İsrail'in Filistin politikalarını eleştirmeye devam ediyor. Seçim sonrası İsrail hükümetinin tutumu, bölgesel barış süreci ve iki devletli çözüm umutlarını doğrudan etkileyecek.
Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde inişli çıkışlı bir dönemden geçiyor. Son yıllarda yaşanan normalleşme adımlarına rağmen, özellikle Gazze'deki insani durum ve Filistin meselesi iki ülke arasında gerilim kaynağı olmaya devam ediyor. İsrail'de iktidar değişikliği, Türkiye'nin bölgesel politikalarını ve Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği dengelerini etkileyebilir. Türkiye, İsrail ile enerji alanında potansiyel işbirliği fırsatlarını değerlendirirken, Filistin davasındaki hassasiyetini koruyor. Eisenkot'un sert söylemi, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına yol açabilir. Ayrıca, İsrail'in Gazze'ye yönelik olası bir büyük operasyonu, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi çabalarını zora sokabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de seçim öncesi güvenlik odaklı söylemlerin sertleşmesi, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu doğrudan etkiliyor. Gadi Eisenkot'un Hamas'ı 18 ayda yok etme vaadi, Gazze'de tansiyonun artacağı sinyalini veriyor. Bu durum, Türkiye'nin Filistin meselesindeki hassasiyetini ve insani diplomasi çabalarını daha da önemli kılıyor. Ayrıca, İsrail'in olası agresif politikaları, Doğu Akdeniz'de enerji işbirliği ve bölgesel istikrar açısından risk oluşturuyor. Türkiye, İsrail ile normalleşme sürecini sürdürürken, Filistin davasındaki tutumunu koruyarak denge politikası izlemek zorunda. Seçim sonuçları, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği ve bölgesel barış için belirleyici olacak.