ABD Senatörü Bernie Sanders (I-Vt.), Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’na (HHS) ait bir dizi dahili e-postayı kamuoyuyla paylaştı. Belgeler, HHS Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) aşı mesajları üzerinde doğrudan baskı kurduğunu ortaya koyuyor. Perşembe günü yayımlanan e-postalarda Kennedy’nin, CDC yetkililerinden aşıların güvenliği ve etkinliği konusunda daha temkinli bir dil kullanmalarını istediği görülüyor. Bu gelişme, özellikle COVID-19 aşıları sonrası artan aşı karşıtlığı hareketleriyle mücadele eden ABD kamu sağlık sisteminde yeni bir tartışma başlattı.
Gelişmenin arka planı
Kennedy, uzun yıllardır aşı karşıtlığıyla bilinen bir isim. Başkan Joe Biden tarafından HHS bakanlığına aday gösterildiğinde büyük tartışmalara yol açmıştı. E-postalar, Kennedy’nin göreve başlamasından kısa bir süre sonra, Mart 2025’te CDC Direktörü Dr. Mandy Cohen’e doğrudan talimat verdiğini gösteriyor. Kennedy, özellikle kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (MMR) aşısı ile COVID-19 aşılarının yan etkilerine ilişkin CDC’nin bilgilendirme metinlerinde değişiklik yapılmasını istedi. CDC’nin geleneksel olarak bağımsız bir kurum olduğunu vurgulayan Sanders, “Bir bakanın, bilimsel verilere dayanan kamu sağlığı mesajlarını kişisel görüşleri doğrultusunda değiştirmeye çalışması kabul edilemez” dedi.
E-postalara göre Kennedy, “Aşıların faydaları risklerinden fazladır” gibi ifadelerin yerine “Aşılar çoğu insan için güvenlidir, ancak nadir yan etkiler görülebilir” gibi daha belirsiz bir dil kullanılmasını önerdi. CDC yetkilileri, bu tür değişikliklerin halkın aşıya olan güvenini zedeleyebileceği uyarısında bulundu. Ancak Kennedy’nin ekibi, “şeffaflık” adı altında taleplerini yineledi. Olay, ABD Temsilciler Meclisi Gözetim ve Reform Komitesi’nin de dikkatini çekti. Komite, Kennedy’nin CDC üzerindeki etkisini araştırmak üzere bir soruşturma başlattı.
Bölgesel veya küresel boyut
Aşı tartışmaları sadece ABD’yi değil, tüm dünyayı etkiliyor. Pandemi sonrası dönemde birçok ülkede aşı karşıtlığı hareketleri güç kazandı. Kennedy gibi etkili isimlerin bu hareketlere liderlik etmesi, küresel aşılama oranlarını düşürme riski taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşı karşıtlığını küresel sağlık tehditleri arasında sayıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde aşılanma oranlarındaki düşüş, salgın hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu olay, ABD’nin sağlık politikalarındaki siyasallaşmanın küresel sağlık güvenliği üzerindeki etkisine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, aşı konusunda genellikle DSÖ ve CDC gibi kurumların bilimsel rehberliğini takip ediyor. Ancak ABD’de aşı karşıtlığının kurumsal bir boyut kazanması, Türkiye’de de benzer tartışmaları tetikleyebilir. Sağlık Bakanlığı’nın aşı politikaları, toplumda güven oluşturmaya dayanıyor. Eğer ABD gibi ülkelerde bilimsel kurumlar siyasi baskı altına girerse, bu durum küresel aşı tedarik zincirini ve aşı güvenliği algısını olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin, sağlık diplomasisinde bağımsız ve bilim temelli bir duruş sergileyerek bu tür küresel dalgalanmalardan korunması önemli.