Reşit olmayan bir genç, sosyal medya platformlarında geçirdiği zamanın ruh sağlığına ciddi zararlar verdiği iddiasıyla Meta dahil birçok şirkete karşı açtığı davayı, Kaliforniya'da görülmesi planlanan duruşmadan sadece günler önce geri çekti. Kimliği yalnızca "R.K.C." olarak belirtilen davacı, şikayetinde Facebook ve Instagram'ın bağımlılık yapıcı tasarımının anksiyete, depresyon ve uyku bozukluklarına yol açtığını öne sürmüştü. Dava, sosyal medyanın genç kullanıcılar üzerindeki psikolojik etkilerine ilişkin giderek büyüyen hukuki mücadelenin bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı: Sosyal medya ve genç ruh sağlığı krizi
"R.K.C." adlı genç, 2022 yılında açtığı davada, Meta'nın yanı sıra Snapchat'in sahibi Snap Inc., TikTok'un sahibi ByteDance ve YouTube'un sahibi Google'ı da davalı olarak göstermişti. Davanın özü, bu platformların kasıtlı olarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandığı ve bu durumun gençlerde ciddi ruhsal sorunlara neden olduğu iddiasına dayanıyordu. Dava dosyasında yer alan iddialara göre, genç davacı platformlarda günde ortalama 6 saatten fazla zaman geçiriyordu ve bu süreçte notları düşmüş, sosyal izolasyon yaşamış ve klinik depresyon tedavisi görmüştü. Meta'nın avukatları ise şirketin ürünlerinin eğlence, bilgi ve sosyal bağlantı sağladığını, ayrıca ebeveyn kontrol araçları sunduklarını savunuyordu. Dava, sosyal medya şirketlerinin genç kullanıcıları korumak için yeterli önlem almadığı yönündeki eleştirilerin arttığı bir dönemde gündeme geldi.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD'de sosyal medya düzenlemeleri yoğunlaşıyor
Bu dava, ABD'de sosyal medya platformlarının gençler üzerindeki etkilerine yönelik artan hukuki ve yasal baskının bir yansıması. Son iki yılda, Kaliforniya, Utah ve Arkansas gibi birçok eyalet, çocukların sosyal medya kullanımını sınırlayan yasalar çıkardı. Ayrıca, ABD Sağlık Bakanı Vivek Murthy, 2023 yılında gençlerde sosyal medya kullanımının bir halk sağlığı krizi olduğunu ilan etmişti. Meta, Snap ve TikTok gibi şirketler, reşit olmayan kullanıcılar için daha sıkı gizlilik ayarları ve ebeveyn kontrolü araçları sunmaya zorlanıyor. Küresel ölçekte ise Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Birleşik Krallık'ın Çevrimiçi Güvenlik Yasası gibi düzenlemeler, platformları çocuk koruma önlemlerini artırmaya itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de sosyal medya kullanımı, özellikle genç nüfus arasında oldukça yaygın. Benzer hukuki süreçlerin ülkemizde de görülmesi olasılık dahilinde. Türkiye'de 2023'te yürürlüğe giren Sosyal Medya Yasası, platformların yerel temsilci bulundurmasını ve içerik denetimini zorunlu kılıyor, ancak ruh sağlığı etkileri konusunda özel bir düzenleme bulunmuyor. Bu dava, Türkiye'deki yasa koyucular ve ebeveynler için sosyal medyanın gençler üzerindeki bağımlılık yapıcı etkilerine karşı daha kapsamlı önlemler alınması gerektiğine işaret ediyor. Ayrıca, uluslararası şirketlerin Türkiye'de de benzer yasal sorumluluklarla karşılaşabileceğini gösteriyor.