Avrupa otomotiv devleri, Çinli elektrikli araç üreticilerinin agresif fiyat politikaları karşısında Avrupa’daki üretimi korumak için ortak bir ‘Made in Europe’ planı üzerinde çalışıyor. Fransız üretici Renault, bu girişime katılan son büyük isim oldu. Şirketin CEO’su Luca de Meo, Avrupa Komisyonu’na sunulacak olan teklifte, yerel üretimi teşvik edecek sübvansiyonlar, yeşil dönüşüm için altyapı yatırımları ve Çin menşeli araçlara uygulanacak gümrük tarifelerinin artırılması gibi önlemler yer alacağını belirtti. De Meo, “Avrupa’nın sanayi egemenliğini kaybetmemek için acil ve koordineli bir stratejiye ihtiyacımız var. Çin’in devlet destekli üretim kapasitesi karşısında tek başımıza rekabet edemeyiz. Bu plan, hem istihdamı koruyacak hem de kıtanın yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşmasını sağlayacak” dedi.
Gelişmenin arka planı
Avrupa otomotiv endüstrisi, Çinli elektrikli araç üreticilerinin düşük maliyetli modelleriyle pazar payını hızla artırması nedeniyle büyük bir tehdit altında. Çin, 2022 yılında 5,4 milyon elektrikli araç ihraç ederek dünya lideri konumuna yükseldi. Bu araçların önemli bir kısmı Avrupa pazarına yöneliyor. Özellikle BYD, NIO ve Xpeng gibi Çinli markalar, devlet sübvansiyonları ve düşük işçilik maliyetleri sayesinde Avrupalı rakiplerine göre yüzde 30-40 daha uygun fiyatlı modeller sunabiliyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre, 2022’de Avrupa’da satılan her üç elektrikli araçtan biri Çin menşeliydi. Bu oranın 2025’te yüzde 50’ye ulaşması bekleniyor. Volkswagen, Stellantis ve Renault gibi köklü üreticiler, yüksek enerji maliyetleri, tedarik zinciri darboğazları ve artan regülasyon yükü nedeniyle rekabet avantajlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Şirketler, Brüksel’den daha korumacı bir ticaret politikası ve yerel üretimi teşvik eden bir sanayi stratejisi talep ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu girişim, sadece otomotiv sektörünü değil, aynı zamanda AB’nin yeşil dönüşüm ve stratejik özerklik hedeflerini de yakından ilgilendiriyor. Avrupa Komisyonu, 2035’ten itibaren yeni benzinli ve dizel araç satışını yasaklamayı planlıyor. Ancak bu hedefe ulaşmak için Avrupa’nın kendi batarya üretim kapasitesini geliştirmesi ve kritik hammaddelerde dışa bağımlılığı azaltması gerekiyor. Çin, küresel lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri arzında baskın konumda. AB’nin Çin’e olan bu bağımlılığı, ticari gerilimler ya da jeopolitik krizler halinde Avrupa’nın elektrikli araç dönüşümünü sekteye uğratabilir. “Made in Europe” planı, bu bağımlılığı kırmak için yerel madencilik ve rafinaj tesislerinin kurulmasını, batarya üretiminde liderlik hedefi ve Çin’e karşı anti-damping vergileri gibi araçları içeriyor. Ancak sektör temsilcileri ve analistler, planın başarılı olması için AB bütçesinden önemli kaynak ayrılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, Çin’in misilleme olarak Avrupa mallarına yönelik ticari engeller koyma riski de bulunuyor. Bu nedenle AB, hem korumacı hem de işbirlikçi bir denge kurmak zorunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa otomotiv endüstrisinde önemli bir tedarikçi ve üretim üssü konumunda. TOFAŞ, Oyak-Renault, Ford Otosan ve Hyundai-Assan gibi ortak girişimler sayesinde Türkiye, yılda 1,5 milyon araç üretim kapasitesine sahip. “Made in Europe” planı kapsamında AB’nin Çin’e karşı korumacı önlemleri, Türkiye gibi AB Gümrük Birliği üyesi ülkelerde üretilen araçların Avrupa pazarında rekabet avantajı kazanmasına yol açabilir. Ancak Türkiye’nin de Çin’den batarya ve elektrikli araç bileşenleri ithal etmesi, bu kazanımları sınırlayabilir. Ankara’nın kendi elektrikli araç markası TOGG’u devreye alması ve yerli batarya üretimi için yatırımları hızlandırması, bu küresel dönüşümde Türkiye’nin konumunu güçlendirebilir. Ayrıca Türkiye, Çin ile AB arasında olası bir ticaret savaşında köprü rolü oynayarak iki taraf arasında denge kurabilir.