ABD ekonomisinin temel dayanaklarından biri olan tüketici harcamaları, RBC Capital Markets'ın baş ABD hisse senedi stratejisti Lori Calvasina'ya göre çatırdamaya başladı. Perakende şirketlerinin bu hafta açıklayacağı bilançolar öncesinde Bloomberg Television'a konuşan Calvasina, Amerikalı tüketicinin pandemi sonrası dönemde gösterdiği direncin artık bazı çatlaklar verdiğini, ancak bunun 'America First' ticaretini engelleyecek bir boyutta olmadığını savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Perakende Bilançoları Öncesinde Karmaşık Tablo
Calvasina, değerlendirmelerinde tüketici sağlığının önde gelen göstergelerini masaya yatırdı. Özellikle aşağı gelir grubundaki hane halklarının tasarruf oranlarının düştüğüne, kredi kartı borçlarının rekor seviyelere ulaştığına ve gecikme oranlarının yükseldiğine işaret etti. Buna karşın üst gelir grubundaki tüketimin gücünü koruduğunu, bunun da genel manzarayı dengelediğini belirtti. Perakende devlerinin açıklayacağı dördüncü çeyrek kazançlarının, bu bölünmüş tüketici tablosunun net bir fotoğrafını çekmesi bekleniyor. Yatırımcılar, özellikle indirim perakendecilerinin ve temel tüketim malları üreticilerinin yönlendirmelerini, tüketici güveninin barometresi olarak izleyecek.
Calvasina, ABD'li tüketicilerin harcama alışkanlıklarında bir durgunluktan ziyade normalleşme görüldüğünü ifade etti. Pandemi sırasında biriken tasarrufların erimesi ve artan faiz oranlarının etkisiyle, tüketicilerin mal alımından hizmet alımına kaydığını, seyahat ve eğlence gibi kalemlere yöneldiğini sözlerine ekledi. Bu durumun genel ekonomik aktiviteyi desteklemeye devam ettiğini, ancak bazı sektörlerde (özellikle dayanıklı tüketim malları) yavaşlamaya işaret ettiğini belirtti.
RBC stratejisti, ayrıca 'Buy America' ticaretinin (ABD merkezli hisselere yönelik yatırım trendi) önünde herhangi bir engel görmediğini ifade etti. Bunun gerekçesi olarak, Fortune 1000 şirketlerinin gelirlerinin önemli bir kısmının yurt içinden gelmesi, ABD'nin görece güçlü makro verileri ve politika yapıcıların yerli üretimi teşvik eden yasaları (CHIPS ve Enflasyonu Düşürme Yasası gibi) gösterilebilir. Calvasina, ABD hisse senedi piyasasının küresel yatırımcılar için cazibe merkezi olmaya devam edeceğini, ancak seçim yaparken şirket bazlı temel analizlerin kritik önem taşıdığını vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Fed'in Patikası ve Küresel Piyasalar
Tüketici direncindeki olası bir kırılma, yalnızca ABD ekonomisini değil, dünya genelindeki piyasaları doğrudan etkileyecek bir potansiyele sahip. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine ne zaman başlayacağı, büyük ölçüde tüketim harcamalarının sağlığına bağlı olacak. Eğer tüketici harcamaları belirgin şekilde zayıflarsa, Fed'in eli güçlenecek ve ilk faiz indirimi daha erken gelebilecek. Ancak Calvasina, bu senaryonun henüz gerçekleşmediğini, enflasyonun yapışkan olduğunu ve Fed'in temkinli davranmaya devam edeceğini düşünüyor.
Küresel ölçekte, ABD'li tüketicinin durumu, Çin gibi ihracata dayalı ekonomiler ve Avrupa'nın büyüme beklentileri açısından kritik. ABD'nin en büyük ithalatçı konumunda olması, tüketimdeki yavaşlamanın küresel tedarik zincirlerini ve emtia fiyatlarını etkileyeceği anlamına geliyor. Özellikle Asya'daki üretici ülkeler, ABD'li tüketicinin iştahına bağlı olarak büyüme performanslarını revize etmek zorunda kalabilir. Bu nedenle, bu hafta açıklanacak perakende satış verileri ve bilançolar, sadece Wall Street için değil, dünya genelindeki ekonomi yönetimleri için de yakından takip edilecek.
Bununla birlikte, bazı analistler tüketici direncine ilişkin endişelerin abartıldığını savunuyorlar. Ücret artışlarının hala pozitif olduğunu, işsizlik oranlarının düşük seyrettiğini ve hane halkı bilançolarının genel olarak sağlam olduğunu hatırlatıyorlar. Özellikle teknoloji ve sağlık hizmetleri gibi sektörlerdeki istihdam artışının tüketimi desteklemeye devam ettiği görüşündeler. Calvasina ise, 2024'ün ahbap çavuş ilişkiler yılı olacağını, ancak resesyon riskinin de tamamen göz ardı edilemeyeceğini, bu nedenle yatırımcıların portföylerini savunmacı sektörler ve kaliteli şirketlerle dengelemeleri gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisindeki yavaşlama sinyalleri, Türkiye'nin dış ticaret ve finansal istikrarı açısından iki yönlü bir etkiye sahip. Öncelikle, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olması nedeniyle, ABD'deki talebin azalması Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Özellikle otomotiv, tekstil ve makine sektörlerinde ABD'ye yönelik satışlarda daralma yaşanabilir. İkinci olarak, ABD'de faizlerin uzun süre yüksek kalması, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına yol açarak TL üzerinde baskı yaratabilir ve Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını artırabilir. Ancak, Calvasina'nın öngördüğü şekilde tüketici direncinin tamamen kırılmaması durumunda, ABD'nin yumuşak iniş gerçekleştirmesi ve Fed'in faiz indirimlerine başlaması, Türk varlıkları için daha olumlu bir küresel ortam sağlayabilir. Türkiye'nin, bu belirsizlik döneminde ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi ve cari açığını kontrol altında tutması kritik önemde.