İngiltere’nin köklü varlık yönetim şirketlerinden Rathbones Asset Management, portföyündeki İngiliz devlet tahvili (gilt) oranını düşürdü. Şirketin bu hamlesi, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın harcamaları artırma ve borçlanmayı yükseltme olasılığına karşı alınmış bir önlem olarak değerlendiriliyor. Rathbones, Burnham’ın politikalarının, eski Başbakan Liz Truss’un 2022’deki bütçe çıkışıyla tetiklediği piyasa çalkantısına benzer bir satış dalgası yaratabileceğini öngörüyor. Şirketin bu kararı, İngiltere’de yerel yönetimlerin mali disiplini ve merkezi hükümetle ilişkileri konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Burnham’ın Harcama Planları ve Piyasa Tepkisi
Andy Burnham, İşçi Partisi’nin önde gelen isimlerinden biri olarak Manchester bölgesinde ulaşım, konut ve sağlık altyapısına yönelik büyük yatırımlar vaat ediyor. Bu projelerin finansmanı için merkezi hükümetten daha fazla yetki ve bütçe talep eden Burnham, aynı zamanda yerel vergileri artırmaya ve borçlanmaya sıcak bakıyor. Rathbones’un endişesi, bu tür bir mali genişlemenin İngiltere’nin genel borç yükünü artırarak tahvil piyasasında güven kaybına yol açması. 2022’de Truss’un vergi indirimleri ve harcama planları, İngiliz tahvillerinde rekor düzeyde satışa ve sterlinin değer kaybetmesine neden olmuştu. O dönemde İngiltere Merkez Bankası (BoE) acil müdahale etmek zorunda kalmıştı. Şimdi Rathbones, benzer bir senaryonun yerel yönetim düzeyinde tekrarlanabileceğini düşünüyor.
Rathbones’un portföy yöneticileri, “Burnham’ın harcama hedefleri ve borçlanma iştahı, İngiltere’nin mali sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Bu durum, özellikle uzun vadeli tahvillerde faizlerin yükselmesine ve fiyatların düşmesine neden olabilir” değerlendirmesinde bulundu. Şirket, gilt pozisyonunu azaltarak bu riski sınırlamayı hedefliyor.
Küresel Yansımalar ve Benzer Örnekler
Bu gelişme, yalnızca İngiltere’ye özgü bir durum değil. Dünya genelinde birçok ülke, pandemi sonrası artan borç yükü ve yükselen faiz oranlarıyla mücadele ediyor. Yerel yönetimlerin mali disiplinsizliği, ulusal piyasaları da etkileyebiliyor. Örneğin, ABD’de bazı eyaletlerin emeklilik fonu açıkları ve borçlanma ihtiyaçları, federal tahvil piyasasında zaman zaman dalgalanmalara yol açıyor. Benzer şekilde, Avrupa’da İtalya ve İspanya gibi ülkelerde bölgesel yönetimlerin harcamaları, merkezi hükümetin borçlanma maliyetini artırabiliyor. Rathbones’un hamlesi, yatırımcıların yerel yönetim risklerine karşı daha duyarlı hale geldiğini gösteriyor.
Öte yandan, Andy Burnham’ın popülist söylemleri ve merkezi hükümetle yaşadığı gerilim, İngiltere’de siyasi bir krize de işaret ediyor. Muhafazakar Parti hükümeti, mali disiplin çağrıları yaparken, İşçi Partili belediye başkanları daha fazla harcama yetkisi istiyor. Bu çekişme, genel seçim öncesinde siyasi bir koz haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için dolaylı ancak önemli dersler içeriyor. Türkiye’de de yerel yönetimlerin borçlanma alışkanlıkları ve mali disiplini, merkezi yönetimle ilişkiler bağlamında zaman zaman tartışma konusu oluyor. Özellikle büyükşehir belediyelerinin yatırım projeleri için borçlanması, kamu maliyesine ek yük getirebiliyor. Rathbones’un İngiltere’deki bu hamlesi, yatırımcıların yerel yönetim risklerini fiyatlamaya başladığını gösteriyor. Türkiye’nin kırılgan dış borç yapısı ve yüksek enflasyon ortamında, benzer bir yerel mali genişleme senaryosu, uluslararası yatırımcı güvenini daha da zedeleyebilir. Bu nedenle, Türkiye’de yerel yönetimlerin mali şeffaflığı ve disiplini, yalnızca iç değil, dış piyasalar açısından da kritik hale geliyor.