Suriye hükümetine bağlı bir komisyon, Beşar Esad yönetimi altında kaybolan Rania el-Abbasi'nin altı çocuğunun hayatını kaybettiğini resmen doğruladı. Uzun süredir akıbeti bilinmeyen çocukların ölüm haberinin açıklanması, ülkede kayıplarla ilgili derin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Komisyon, yaptığı incelemeler sonucunda çocukların işkence veya infaz sonucu öldüğünü belirtti ancak sorumluların kim olduğuna dair ayrıntılı bilgi paylaşılmadı. Rania el-Abbasi, yıllarca çocuklarının izini sürmek için mücadele etmişti.
Suriye'de zorla kaybedilenlerin acı hikayeleri
Rania el-Abbasi, 2013 yılında Şam'da bir gösteri sırasında eşiyle birlikte gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılmasına rağmen altı çocuğu bir daha görülmeyen bir Suriyeli aktivist. Çocuklarının yaşları 8 ile 17 arasında değişiyordu. El-Abbasi'nin uluslararası platformlarda sık sık dile getirdiği bu vaka, rejimin zorla kaybetme politikalarının sembolü haline geldi.
Suriye'de 2011'den bu yana yüz binlerce kişinin zorla kaybedildiği tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, bu kayıpların çoğunun rejim tarafından gerçekleştirildiğini belirtiyor. Kayıpların aileleri, yıllarca seslerini duyurmaya çalışırken, rejim çoğu zaman bu kayıpları inkâr etti veya geçiştirdi.
El-Abbasi'nin çocuklarının öldüğünün doğrulanması, ailenin yıllardır süren bilinmezlik acısına bir son veriyor ancak adalet arayışını sürdürüyor. El-Abbasi'nin avukatı, ölümleri doğrulayan raporu mahkemeye sunacaklarını ve sorumluların yargılanması için uluslararası baskıyı artıracaklarını söyledi.
Küresel boyutu ve uluslararası tepkiler
Bu vaka, Suriye'deki iç savaşın insan hakları ihlalleri boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum, zorla kaybetme olaylarını savaş suçu olarak nitelendirse de, rejim yetkilileri üzerinde etkili bir yaptırım mekanizması oluşturulamadı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, konuyu yakından takip ettiğini duyurdu.
İnsan hakları örgütleri, bu tür davaların Suriye'deki geçiş süreci ve hesap verebilirlik mekanizmaları için bir mihenk taşı olabileceğini belirtiyor. Zorla kaybetmeler, devlet terörünün bir aracı olarak kullanılmış ve halkı sindirmeyi hedeflemiştir. Rania el-Abbasi'nin durumu, bu politikaya karşı direncin simgesi haline geldi.
ABD ve Avrupa Birliği, Suriye rejimini insan hakları ihlalleri nedeniyle kınamaya devam ediyor. Ancak Rusya ve Çin'in vetosu nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde etkili bir karar çıkarılamıyor. Bu durum, uluslararası hukukun savaş suçları karşısındaki zaafiyetini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'de zorla kaybetme ve insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarsızlığın temel nedenlerinden biridir. Türkiye, Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaparken, rejimin baskılarından kaçanların dramını yakından izlemektedir. Bu tür olayların ortaya çıkması, Esad rejimiyle normalleşme politikalarının sorgulanmasına yol açabilir. Türkiye, uluslararası platformlarda Suriye'deki insan hakları ihlallerine dikkat çekmeye devam etmeli ve zorla kaybetme mağdurları için adalet çağrılarını desteklemelidir. Aksi halde, bölgesel güvenlik ve insani kriz derinleşecektir.