Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'da sivilleri hedef alan 'barbar safari' saldırılarını yoğunlaştırırken, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu duruma göz yumduğu bildiriliyor. Dünya muhabiri Sam Kiley'nin aktardığına göre, sıradan Ukraynalılar artık Rus bombalarının ve insansız hava araçlarının hedefi haline gelmiş durumda. Putin, Trump'tan giderek artan destek alırken, sivillere yönelik saldırılar uluslararası toplumda endişe yaratıyor.
Saldırıların Arka Planı
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik işgali Şubat 2022'de başlamasından bu yana sivil kayıplar her geçen gün artıyor. Son dönemde Rus güçleri, cephe hattının gerisindeki yerleşim yerlerine, hastanelere, okullara ve pazar yerlerine yönelik saldırılarını artırdı. Bu saldırılar, Putin'in savaş hedeflerine ulaşmak için sivilleri doğrudan hedef almaktan çekinmediğini gösteriyor. Kiley'nin analizine göre, Rus ordusu 'safari' olarak adlandırılabilecek taktiklerle, insansız hava araçları ve füzelerle sivil alanları vuruyor. Bu durum, uluslararası insancıl hukukun ağır ihlali olarak değerlendiriliyor.
Trump yönetiminin Rusya'ya karşı tutumu ise tartışma konusu. Trump, göreve geldiğinden bu yana Putin'e karşı sert bir söylem geliştirmedi; hatta zaman zaman Rusya lideriyle işbirliği yapabileceği sinyalleri verdi. Bu durum, Batı ittifakında çatlaklara yol açarken, Ukrayna'ya verilen desteğin azalmasına neden olabilir. Kiley, Trump'ın 'göz yumması' olarak nitelendirdiği bu tutumun, Putin'in daha agresif davranmasına cesaret verdiğini belirtiyor.
Ukrayna hükümeti, Batı'dan daha fazla hava savunma sistemi ve silah talebinde bulunuyor. Ancak ABD ve Avrupa ülkeleri arasındaki koordinasyon sorunları ve Trump'ın belirsiz tutumu, bu taleplerin karşılanmasını zorlaştırıyor. Sivil kayıpların artması, Ukrayna halkı üzerinde büyük bir psikolojik baskı oluştururken, ülke içinde yerinden edilme ve mülteci akınları da hızlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın sivillere yönelik saldırıları, sadece Ukrayna'da değil, tüm Avrupa'da güvenlik endişelerini artırıyor. NATO ülkeleri, Rusya'nın bu tür eylemlerinin ittifakın doğu kanadında istikrarsızlığa yol açabileceğinden endişe ediyor. Özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri, Rusya'nın yayılmacı politikalarına karşı savunma harcamalarını artırma kararı aldı. ABD'nin tutumu ise Avrupa'nın güvenlik mimarisinde belirsizlik yaratıyor. Trump'ın NATO'ya yönelik eleştirileri ve Rusya'ya karşı yumuşak mesajları, Avrupalı müttefiklerin Washington'a olan güvenini sarsmış durumda.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Rusya'nın işlediği savaş suçlarına ilişkin soruşturmalarını sürdürüyor. Ancak Rusya'nın UCM'yi tanımaması ve Trump yönetiminin UCM'ye yönelik yaptırım tehditleri, adaletin sağlanmasını zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Rusya'yı kınayan kararlar alınsa da, bu kararlar bağlayıcı değil ve Rusya üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuyor.
Uzmanlar, Putin'in sivil saldırılarıyla Ukrayna'nın direncini kırmayı ve Batı'nın iradesini zayıflatmayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak bu stratejinin ters tepebileceği ve Ukrayna halkının direncini daha da artırabileceği ifade ediliyor. Kiley, Putin'in 'barbar safari' saldırılarının, Rusya'nın uluslararası alanda daha da izole olmasına yol açabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'da sivillere yönelik saldırıları, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, Karadeniz'de kıyıdaş bir ülke olarak Rusya-Ukrayna savaşının tırmanmasından doğrudan etkileniyor. Montrö Sözleşmesi çerçevesinde boğazlardaki denetimini sürdüren Türkiye, savaşın Karadeniz'e yayılmasını engellemeye çalışıyor. Ayrıca, sivil kayıpların artması, Türkiye'nin insani yardım koridorları açma ve mülteci akınlarını yönetme konusundaki çabalarını zorlaştırıyor. Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasında arabuluculuk girişimlerini sürdürürken, ABD'nin tutumundaki belirsizlik, Ankara'nın diplomatik manevra alanını da etkiliyor. Enerji ve tahıl koridoru anlaşmaları gibi kritik konularda Rusya ile diyalogunu koruyan Türkiye, Batı ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Bu nedenle,普京'in saldırıları ve Trump'ın tutumu, Türkiye'nin dış politika önceliklerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.