Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşı, önümüzdeki aylarda en tehlikeli evresine girecek. Uzmanlar, Kremlin'in sahada artan askeri baskıya rağmen geri adım atmak yerine tırmanışı tercih edeceğini, bunun da hem savaş alanında hem de uluslararası arenada yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceğini öngörüyor. Rus lider Vladimir Putin'in, Ukrayna'nın Batı'dan aldığı askeri destek karşısında daha agresif bir strateji izlemesi bekleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı işgal, başlangıçta hızlı bir zafer beklentisiyle planlanmıştı. Ancak Ukrayna ordusunun direnişi, Moskova'nın stratejik hedeflerini büyük ölçüde sekteye uğrattı. İki yılı aşkın süredir devam eden savaşta Rusya, doğu Ukrayna'da bazı bölgesel kazanımlar elde etse de, genel anlamda bir çıkmaza girmiş durumda. Batı'nın Ukrayna'ya sağladığı mali ve askeri yardımlar, Kiev'in direncini artırırken, Rus ordusu da önemli kayıplar veriyor.
Putin yönetimi, savaşı bir varoluş mücadelesi olarak çerçeveleyerek iç kamuoyunu sürekli savaş haline hazırlıyor. Ancak askeri başarısızlıklar, Rusya içinde de giderek daha fazla sorgulanmaya başlandı. Bu nedenle Kremlin'in, inisiyatifi tekrar ele geçirmek ve Batı'yı yıpratmak için farklı yöntemlere başvurabileceği belirtiliyor. Analistler, Putin'in özellikle enerji araçlarını, siber saldırıları ve hatta nükleer tehdidi yeniden masaya getirebileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın olası tırmanışı, yalnızca Ukrayna sınırlarını aşan geniş bir etkiye sahip olacak. Avrupa'da enerji güvenliği, gıda tedarik zincirleri ve mülteci akınları gibi konular yeniden ön plana çıkabilir. Özellikle Karadeniz'deki tahıl koridoru anlaşmasının geleceği, küresel gıda fiyatlarını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Rusya'nın anlaşmadan çekilmesi veya limanlara yönelik saldırılarını artırması, dünya genelinde gıda enflasyonunu tetikleyebilir.
Öte yandan, NATO'nun doğu kanadında askeri yığınak yapması, Rusya ile Batı arasındaki gerilimi daha da artırıyor. Savaşın uzaması, uluslararası toplumda yorgunluk yaratırken, bazı Batılı ülkelerin Ukrayna'ya desteğini azaltabileceği yönünde endişeler de var. Bu durum, Putin'in elini güçlendiren bir faktör olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Rusya'nın Çin ve diğer ülkelerle artan iş birliği, Batı'nın yaptırım politikalarının etkinliğini sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından bu yana arabulucu rolü üstlenmiş ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz'deki dengeyi korumaya çalışmıştır. Rusya'daki olası bir tırmanış, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilir; özellikle Karadeniz'deki mayın tehdidi ve enerji hatlarının güvenliği öncelikli risklerdir. Ayrıca Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Rusya'dan karşıladığı için, savaşın uzaması enerji maliyetlerini artırabilir. Bu nedenle Ankara, hem Rusya ile diyaloğunu sürdürüp hem de Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne verdiği desteği koruyarak hassas bir denge politikası izlemek zorundadır.