Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, savaşın başından bu yana en sert taarruzlarından birini Ukrayna'nın başkenti Kiev'e yöneltmiş durumda. Rus ordusunun cephede ilerleyişi yavaşlarken, hava saldırılarının ve füzeli vuruşların büyük bölümü sivil altyapıyı hedef alıyor. Kremlin, barış görüşmelerine açık olduğunu yineleyerek diplomatik bir kapı bıraktığını ima etse de, sahadaki eylemler tam tersini gösteriyor.
Stratejik Hedef mi, Caydırıcılık mı?
Uzmanlara göre Putin, Kiev'i vurarak birkaç amacı birden gütmekte. Birincisi, Ukrayna yönetimini moral olarak çökertmek ve savaşma azmini kırmak. İkincisi ise Batı'ya, Rusya'nın hâlâ Ukrayna'nın kalbine ulaşabilecek kapasitede olduğunu göstermek. Ne var ki bu taktik, Rus ordusunun karşı karşıya olduğu lojistik sorunları, personel kayıplarını ve zırhlı araç eksikliğini gizleyemiyor.
Son haftalarda Harkiv, Sumi ve Donbas bölgesindeki çatışmalarda Rusya'nın kara harekatı durma noktasına geldi. Buna karşın füze ve drone saldırılarının sıklığı arttı. Özellikle Kiev'deki enerji tesislerine yönelik vuruşlar, Ukrayna'nın kışa hazırlık yapmasını engellemeyi hedefliyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri, son 10 günde 300'den fazla füzeyi düşürdüklerini açıkladı ancak altyapı hasarı ağır.
Barış Söylemleri ve Savaş Gerçekliği
Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Rusya'nın “müzakere masasına dönmeye hazır” olduğunu söyledi. Ancak Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, bu açıklamaların samimiyetsiz olduğunu vurguladı: “Rusya, bir yandan şehirlerimizi bombalarken diğer yandan barış istediğini söylüyor. Bu, tamamen bir çelişki.”
Batılı diplomatlar da Peskov'un sözlerini, Rusya'nın savaş alanında elde ettiği sınırlı başarıları diplomatik kazanıma çevirme girişimi olarak yorumluyor. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, Rusya'nın Ukrayna'nın hava savunma sistemlerini yıpratmak ve uzun vadeli bir yıpratma savaşına hazırlanmak için bu saldırıları yoğunlaştırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Ukrayna savaşının seyri, Türkiye için kritik öneme sahip. Ankara, Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak Karadeniz'de dengeleri korumaya çalışırken, bir yandan da İstanbul merkezli tahıl koridoru anlaşmasının sürdürülebilirliği için çaba gösteriyor. Kiev'in sürekli bombardıman altında kalması, Türkiye'nin iki ülkeyle de olan siyasi ve ticari ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Ayrıca savaşın uzaması, enerji fiyatları ve gıda arzı üzerinden Türkiye ekonomisine baskı yapmaya devam ediyor. Ankara'nın arabuluculuk rolü, ancak taraflar gerçekten müzakereye hazır olduğunda anlam kazanacak. Şu anki tabloda, Rusya'nın Kiev'i vurma stratejisi, diyalog şansını zayıflatıyor.