Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e balistik füzelerle saldırı düzenledi. Saldırı, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Rusya’nın yakın zamanda büyük bir saldırı başlatacağı yönündeki uyarısından sadece saatler sonra gerçekleşti. Yetkililer, saldırıda en az bir kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını açıkladı. Beyaz Saray ise Zelenski ile ABD eski Başkanı Donald Trump arasında Türkiye’de düzenlenecek NATO zirvesi sırasında bir görüşme yapılacağını doğruladı.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya’nın Kiev’e yönelik son saldırısı, savaşın başlangıcından bu yana en yoğun saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti. Ukrayna hava savunma sistemleri, çok sayıda balistik füzeyi düşürmeyi başarsa da bazı füzeler hedeflerine ulaştı. Patlamalar, sabah saatlerinde şehrin çeşitli bölgelerinde duyuldu. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, saldırıda kullanılan füzelerin çoğunun İskender-M tipi balistik füzeler olduğunu bildirdi. Bu füzeler, yüksek hızları ve manevra kabiliyetleri nedeniyle hava savunma sistemleri tarafından tespit edilmesi ve vurulması zor silahlar olarak biliniyor.
Saldırı öncesinde Zelenski, yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, “Rusya’nın önümüzdeki günlerde büyük bir saldırı başlatacağına dair istihbaratımız var. Düşmanı durdurmak için tüm gücümüzle hazırlıklıyız,” ifadelerini kullanmıştı. Bu uyarının hemen ardından gelen saldırı, Kiev’de büyük bir paniğe yol açtı. Sivil savunma ekipleri, saldırının ardından enkaz altında kalanları kurtarmak için seferber oldu. Yetkililer, can kaybının artabileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırı, Ukrayna’nın NATO’ya üyelik sürecinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleşti. Özellikle, Ukrayna’nın NATO’ya katılımı konusunda Batılı ülkeler arasında farklı görüşler bulunuyor. ABD ve İngiltere, Ukrayna’ya daha fazla askeri yardım yapılmasını savunurken, Almanya ve Fransa gibi ülkeler daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Rusya’nın bu saldırısının, NATO’nun Ukrayna’ya vereceği desteği etkileyip etkilemeyeceği merak konusu.
Öte yandan, Beyaz Saray’ın doğruladığı Zelenski-Trump görüşmesi, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Trump’ın başkanlık döneminde Rusya’ya karşı nispeten yumuşak bir tutum sergilediği biliniyor. Bu görüşmenin ABD’nin Ukrayna politikasında bir değişikliğe yol açıp açmayacağı henüz netlik kazanmış değil. Ancak NATO zirvesi öncesinde bu görüşmenin gerçekleşmesi, ittifak içinde farklı seslerin yükselmesine neden olabilir.
Ukrayna lideri Zelenski, saldırının ardından yaptığı açıklamada, “Rusya’nın terörü durdurmalıyız. Daha fazla silah ve daha fazla yaptırıma ihtiyacımız var. Uluslararası toplum, Rusya’nın saldırganlığına karşı birleşmelidir,” dedi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı ise, Rusya’nın bu saldırısının savaş suçu teşkil ettiğini ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuracaklarını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından bu yana hem Ukrayna hem de Rusya ile dengeli bir diplomasi yürütüyor. NATO üyesi olarak Ukrayna’ya destek verirken, Rusya ile de enerji ve güvenlik alanında iş birliğini sürdürüyor. Ankara, savaşın bir an önce sona ermesi için arabuluculuk çabalarına devam ediyor. Bu saldırı, Karadeniz’in güvenliğini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygularken savaşın bölgeye yayılmasını önleme çabaları, bu tür saldırılarla daha da önem kazanıyor.