Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'yı işgalle başlattığı imparatorluk hayali, Rusya'yı askeri ve ekonomik açıdan tüketirken ülkenin stratejik bağımsızlığını büyük ölçüde Çin'e devretmesine yol açtı. Analistlere göre Putin, tarihe Rusya'yı küresel bir güç olmaktan çıkarıp Çin'in enerji ve hammadde bağımlısı bir uydusu haline getiren lider olarak geçebilir.
Ukrayna savaşı Rusya'nın gücünü nasıl kırdı?
24 Şubat 2022'de başlayan işgal, planlananın aksine uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüştü. Rus ordusu on binlerce kayıp verirken, Batı yaptırımları ekonomiyi daralttı. Putin'in hızlı bir zaferle Rusya'yı büyük güç statüsüne yükseltme hedefi, tam tersi bir sonuç doğurdu: Rusya'nın enerji ihracatı Çin'e yönelirken, Moskova Pekin'e teknoloji, savunma ve finans alanında bağımlı hale geldi.
Çin, savaşın başından beri Rusya'ya diplomatik destek verirken, bir yandan da Rus enerji kaynaklarını uygun fiyatlarla satın alarak ekonomik nüfuzunu genişletti. Rusya Merkez Bankası verilerine göre, 2023'te dış ticarette yuan kullanımı %250 artarken, Rus rezervlerinin dolar payı %20'nin altına düştü.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin-Rusya ilişkilerinde güç dengesi değişiyor
Putin'in imparatorluk hevesi, sadece Ukrayna'da değil, Orta Asya ve Kafkaslar'da da Rus etkisini aşındırdı. Çin, Şanghay İşbirliği Örgütü ve Kuşak-Yol Projesi üzerinden bölgedeki nüfuzunu artırırken, Rusya'nın geleneksel müttefikleri Kazakistan ve Özbekistan Pekin'e yöneldi. Enerji bağımlılığı, Rusya'nın Çin karşısında elini zayıflatırken, Moskova'nın Suriye ve Afrika'daki askeri varlığını sürdürebilmek için Çin finansmanına ihtiyaç duyması da dikkat çekiyor.
Uzmanlar, Putin'in mirasının büyük bir stratejik küçülme olacağını belirtiyor: "Rusya, bir zamanların süper gücü, şimdi Çin'in enerji deposu ve silah pazarı haline geliyor. Bu dönüşüm, küresel düzende dengeleri kalıcı olarak değiştirebilir."
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında denge politikası izlerken Putin'in Çin'e bağımlı hale gelmesi, Ankara'nın Moskova ile ilişkilerinde elini güçlendirebilir. Ancak Çin'in Orta Asya ve Kafkaslar'daki artan etkisi, Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden yürüttüğü bölgesel politikayı zorlayabilir. Ayrıca, Rusya'nın zayıflaması, Karadeniz'deki güç dengesini değiştirebilir ve Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki kontrolünü daha kritik hale getirebilir. Ankara, enerji tedarikinde Rusya'ya bağımlılığını azaltmak için adımlar atarken, Çin'in bölgedeki nüfuzunun artması yeni bir denge arayışını gerektirebilir.