Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşında geri adım atmaya niyetli değil. Batı'nın ekonomik yaptırımları, askeri kayıplar ve uluslararası izolasyon, Moskova'nın kararlılığını zayıflatmıyor. Aksine, Kremlin çevreleri baskı ve acının Rus halkının iradesini kıramayacağını savunuyor.
Savaşın Arka Planı ve Rus Stratejisi
Şubat 2022'de başlayan işgalin üzerinden iki yıldan fazla süre geçti. Rusya, başlangıçta hızlı bir zafer bekliyordu ancak Ukrayna'nın direnci ve Batı'nın askeri desteği planları bozdu. Buna rağmen Putin, hedeflerinden vazgeçmedi; Aksine, savaşı bir varoluş mücadelesi olarak çerçeveleyerek Rus halkını mobilize etti.
Rus ekonomisi, Batı'nın beklentilerinin aksine çökmedi. Enerji ihracatı Asya pazarlarına yönlendirildi, yerli üretim teşvik edildi ve sıkı para politikalarıyla finansal istikrar korundu. Rusya Merkez Bankası'nın verilerine göre, 2023'te GSİH %3,6 büyüdü. Askeri harcamalar artsa da sosyal harcamalar kısılmadı.
Askeri cephede ise Rusya, Donbas'ta kademeli ilerleme kaydediyor. Ukrayna'nın 2023 yaz taarruzu başarısız oldu; Rus savunma hatları aşılamadı. Batı'nın tanksavar ve hava savunma sistemleri sevkiyatı savaşın gidişatını değiştirmedi. Putin, savaşı uzatarak Ukrayna ve Batı'nın iradesini tüketmeyi hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Dengeler
Rusya'nın kararlılığı, küresel güç dengelerini de etkiliyor. Çin ve Hindistan gibi ülkeler, Batı yaptırımlarına katılmadı; Rus petrolüne indirimli fiyatlarla talip oldu. Bu durum, Batı'nın izolasyon stratejisinin sınırlarını gösteriyor. Ayrıca Rusya, İran ve Kuzey Kore ile askeri işbirliğini derinleştirdi.
NATO ise genişlemeye devam etti; Finlandiya ve İsveç ittifaka katıldı. Ancak ittifak içinde savaş yorgunluğu ve Ukrayna'ya destek konusunda görüş ayrılıkları var. ABD'nin 2024 başkanlık seçimleri, Ukrayna'ya verilen desteğin sürdürülebilirliği açısından belirsizlik yaratıyor.
Rusya, savaşı kazanmasa bile yıpratma savaşıyla Ukrayna'nın Batı ile bütünleşmesini engellemeyi amaçlıyor. Minsk anlaşmalarının başarısızlığı ve İstanbul müzakerelerinin çöküşü, Putin'in diplomatik çözüme inanmadığını gösteriyor. Kremlin, ancak askeri hedeflere ulaşıldığında masaya oturacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek her iki tarafla diyaloğunu sürdürüyor. Putin'in geri adım atmaması, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırıyor. Ancak Ankara, tahıl koridoru ve esir takası gibi somut sonuçlar elde etti. Savaşın uzaması, Türkiye'nin enerji ve turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir; Rus turistlerin ve doğalgaz akışının kesilmesi riski var. Ayrıca Karadeniz'de güvenlik riskleri artıyor. Türkiye, Batı yaptırımlarına katılmayarak Rusya ile ekonomik ilişkilerini koruyor ancak bu durum NATO müttefikleriyle gerilim yaratıyor. Uzun vadede Türkiye, savaşın sona ermesi için diplomatik kanalları açık tutmaya çalışacak.