Etiyopya'nın Tigray bölgesinde, 2022'de imzalanan Pretoria Barış Anlaşması ile sona eren iki yıllık kanlı savaşın ardından eski düşmanlar yeniden karşı karşıya geliyor. Anlaşma savaşı durdurdu ancak Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükümet arasındaki temel anlaşmazlıkları çözemedi. Bu durum, TPLF'nin yeniden örgütlenmesine alan açarken, bölgede tansiyonun yeniden tırmanmasına neden oluyor.
Barış Anlaşmasının Çözemediği Sorunlar
Kasım 2022'de Güney Afrika'nın başkenti Pretoria'da imzalanan anlaşma, 2023'te Nairobi'de yapılan ek protokolle desteklendi. Anlaşma kapsamında TPLF silahlı güçlerinin silahsızlandırılması, federal otoritenin bölgede yeniden tesis edilmesi ve temel hizmetlerin sağlanması öngörülüyordu. Ancak iki yıl sonra, anlaşmanın uygulanmasında ciddi aksaklıklar gözlemleniyor.
Batı Tigray ve Setit Humera gibi tartışmalı bölgelerin statüsü hâlâ belirsizliğini koruyor. Amhara milisleri ve Eritre güçlerinin bölgeden çekilip çekilmediği konusunda taraflar birbirini suçluyor. Tigray Geçici Bölgesel Yönetimi, Amhara güçlerinin batıdaki topraklarda varlığını sürdürdüğünü ve bunun anlaşmaya aykırı olduğunu savunuyor.
TPLF, savaş sırasında dağılan yapısını yeniden konsolide etti. Bölgesel yönetimde etkin rol alan TPLF, güvenlik güçlerini yeniden düzenliyor ve siyasi ağırlığını artırıyor. Federal hükümet ise TPLF'nin anlaşma ruhuna aykırı hareket ettiğini iddia ediyor.
İnsani Durum ve Bölgesel Gerilimler
Savaşın yıkımı hâlâ onarılamadı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, çatışmalarda yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi. Altyapı, hastaneler ve okullar büyük ölçüde tahrip oldu. Temel hizmetlerin yeniden sağlanması yavaş ilerliyor; elektrik, su ve bankacılık sistemleri tam kapasiteyle çalışmıyor.
Eritre, savaş boyunca Etiyopya federal güçlerini destekledi ve Tigray'a asker soktu. Anlaşma sonrası Eritre askerlerinin çekilmesi bekleniyordu ancak bazı bölgelerde varlıklarını sürdürdüklerine dair raporlar var. Eritre hükümeti konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınıyor. Bu durum, Tigray ile Eritre arasında yeni bir çatışma riskini canlı tutuyor.
Amhara bölgesi ile Tigray arasındaki sınır anlaşmazlıkları da çözülmüş değil. Amhara yönetimi, savaş sırasında ele geçirdiği topraklardan çekilmeye yanaşmıyor. Federal hükümet ise bu konuda net bir tavır sergilemiyor. Uzmanlar, bu belirsizliğin yerel silahlı grupların güç kazanmasına yol açtığını belirtiyor.
Uluslararası Boyut ve Afrika Boynuzu Dengeleri
Etiyopya, Afrika Boynuzu'nun stratejik ağırlık merkezinde yer alıyor. Kızıldeniz'e komşu olması, Nil Nehri üzerindeki konumu ve Afrika Birliği'nin merkezi Addis Ababa'da bulunması nedeniyle bölgesel ve küresel aktörlerin ilgi odağında. ABD, AB, Çin, Rusya ve Körfez ülkeleri Etiyopya'daki istikrarsızlığı yakından takip ediyor.
Pretoria Anlaşması, Afrika Birliği'nin öncülüğünde şekillendi ve uluslararası toplum tarafından desteklendi. Ancak uygulamadaki aksaklıklar, Afrika Birliği'nin kriz çözme kapasitesine yönelik soru işaretlerini artırıyor. Batılı ülkeler, insan hakları ihlalleri ve hesap verebilirlik konusunda Etiyopya'yı sıkıştırmaya devam ediyor. Etiyopya hükümeti ise egemenlik vurgusu yaparak dış müdahaleye karşı çıkıyor.
Tigray'da yeniden tırmanan tansiyon, sadece Etiyopya iç barışını değil, tüm bölgeyi tehdit ediyor. Sudan'daki iç savaş, Somali'deki istikrarsızlık ve Kızıldeniz'deki jeopolitik rekabetle birleştiğinde, Afrika Boynuzu'nda yeni bir çatışma dalgası riski artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda son yıllarda etkin bir diplomasi yürütüyor. Etiyopya ile ticari ve yatırım ilişkileri güçlü; Türk müteahhitlik firmaları ülkede önemli projeler üstleniyor. Tigray'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını ve insani yardım faaliyetlerini riske atabilir. Ayrıca Türkiye, Sudan ve Somali gibi ülkelerle de yakın ilişkilere sahip; Etiyopya'daki çatışmanın yeniden alevlenmesi, bölgesel dengeyi sarsarak Türkiye'nin arabuluculuk rollerini zorlaştırabilir. Ankara'nın, Afrika Birliği ve BM çabalarına destek vererek istikrarı teşvik etmesi kendi güvenlik ve ekonomik çıkarları açısından önem taşıyor.