Uluslararası Para Fonu (IMF) Başekonomisti Gita Prasad, küresel petrol akışının son aylarda belirgin şekilde arttığını ancak jeopolitik gerilimler, talep belirsizlikleri ve üretici ülkeler arasındaki fiyat savaşları endişeleri nedeniyle piyasalarda hâlâ önemli bir belirsizlik olduğunu söyledi. Prasad, bugün yayımlanan bir videoda, arz tarafında yaşanan iyileşmeye rağmen fiyatlar üzerinde baskı oluşturan faktörlere dikkat çekti.
Arz Artışının Ardındaki Dinamikler
Prasad'ın açıklamalarına göre, petrol arzındaki artışın başlıca nedenleri arasında OPEC+'ın üretimi kademeli olarak artırma kararı, ABD'de kaya petrolü üretiminin rekor seviyelere ulaşması ve bazı üretim merkezlerinde (örneğin Libya ve Irak) istikrarın sağlanması yer alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel petrol üretimi 2024'ün ikinci çeyreğinde günde ortalama 102,5 milyon varile ulaştı; bu, 2023'ün aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 1,5'lik bir artış anlamına geliyor. Ancak bu artış, talepteki büyümeyi tam olarak karşılayamadı.
Öte yandan, talebin seyri de belirsizliğini koruyor. Çin ekonomisindeki yavaşlama, Avrupa'da sanayi üretiminin durgunluğu ve Amerika'da faiz oranlarının yüksek seyretmesi, petrol tüketimini olumsuz etkiliyor. Brent petrol fiyatları, yılbaşından bu yana varil başına 75-85 dolar aralığında dalgalanırken, uzmanlar fiyatların kısa vadede 70 doların altına inebileceğini veya jeopolitik bir şokla 100 doları görebileceğini belirtiyor.
Jeopolitik Riskler ve Piyasa Dinamikleri
Prasad, belirsizliğin temel kaynağının jeopolitik riskler olduğunu vurguladı. Rusya-Ukrayna savaşının enerji ticaretinde yarattığı kesintiler, Orta Doğu'da İsrail-Hamas çatışmasının yayılma riski ve Venezuela ile İran'a yönelik yaptırımlar, arz güvenliğine ilişkin endişeleri canlı tutuyor. Özellikle Husi militanlarının Kızıldeniz'deki tankerlere yönelik saldırıları, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan petrol sevkiyatlarını sekteye uğratıyor ve nakliye maliyetlerini artırıyor.
Küresel ölçekte, merkez bankalarının para politikalarının yönü de talep üzerinde belirleyici olacak. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirimine gitmesi durumunda ekonomik aktivitenin canlanması beklenirken, bu talep artışını tetikleyebilir. Ancak enflasyonun yeniden yükselmesi riski, politika yapıcıları temkinli olmaya itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ithalatında dışa bağımlı bir ülke olarak küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Brent petrol fiyatının 80 doların üzerinde seyretmesi, Türkiye'nin enerji faturasını yüksek tutarken, cari açık üzerinde baskı oluşturuyor. Diğer yandan, Türkiye’nin Libya, Irak ve Doğu Akdeniz’deki enerji hamleleri, arz çeşitlendirmesi açısından önem taşıyor. Ancak petrol arzındaki artış eğilimi, Türkiye’nin dış dengeleri için olumlu olsa da, jeopolitik gelişmeler ve küresel resesyon endişeleri nedeniyle kırılganlık sürüyor. Türkiye’nin, Rusya ve İran gibi ülkelerle enerji işbirliğini derinleştirirken Batı ile uyumlu bir politika izlemesi, hem arz güvenliği hem de yaptırım riskleri açısından kritik.