ABD ekonomisindeki sıkıntıların sorumlusu serbest piyasa mı yoksa aşırı devlet müdahalesi mi? Ekonomist Norbert J. Michel, popülist söylemlerin aksine, Amerikan halkının yaşadığı ekonomik zorlukların asıl nedeninin hükümetin aşırı harcamaları ve piyasalara müdahalesi olduğunu ileri sürüyor. Michel, modern popülistlerin serbest piyasa kapitalizmini hedef tahtasına koymasının gerçekleri yansıtmadığını ve bu durumun politika yapıcıları yanlış çözümlere yönelttiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Norbert J. Michel, ABD'nin önde gelen serbest piyasa düşünce kuruluşlarından Heritage Foundation'da Ekonomik Kurumlar ve Finansal Düzenleme alanında çalışan bir ekonomist. Michel, kaleme aldığı son yazısında, Amerika'da artan gelir eşitsizliği ve ekonomik güvensizliğin serbest piyasanın kaçınılmaz sonucu olmadığını, aksine bu sorunların büyük ölçüde devlet politikalarının yarattığı bir sonuç olduğunu savunuyor.
Son yıllarda özellikle eski Başkan Donald Trump'ın 'Amerika Birinci' söylemiyle ivme kazanan popülist akım, küreselleşmenin ve serbest ticaretin Amerikan işçilerini mağdur ettiği düşüncesine dayanıyor. Bu söylem, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat kanatta kendine yer bulurken, iki taraf da ekonomik sorunların çözümü için korumacı politikalar ve devlet müdahalesini öneriyor. Ancak Michel, bu yaklaşımın temel yanılgı olduğunu, çünkü asıl sorunun piyasanın kendisi değil, hükümetin uyguladığı yanlış politikalar olduğunu öne sürüyor.
Michel, ABD'nin 2008 mali krizinden çıkış sürecinde uygulanan genişlemeci para politikaları ve mali teşvik paketlerinin, ekonomide kalıcı hasarlar bıraktığını, varlık balonlarına ve aşırı borçlanmaya yol açtığını ifade ediyor. Ayrıca, pandemi döneminde hükümetin yaptığı devasa harcamaların enflasyonu tetiklediğini ve alt gelir gruplarını orantısız şekilde etkilediğini vurguluyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu tartışma yalnızca ABD ile sınırlı değil. Avrupa'da da popülist partiler benzer bir söylemle yükselişte. Almanya'da AfD, Fransa'da Marine Le Pen'in partisi, küreselleşme karşıtı politikalarıyla oy toplarken, bu ülkelerde de devlet müdahaleciliği artıyor. Michel'in görüşleri, gelişmiş ülkelerdeki genel ekonomik hoşnutsuzluğun günah keçisi olarak serbest piyasayı gören popülist akımlara önemli bir itiraz niteliği taşıyor.
Serbest piyasa savunucularına göre, asıl mesele sınırlı devlet ve serbest ticaretin önündeki engeller. Michel, ABD'nin son dönemde Çin ile yaşadığı ticaret savaşlarının da Amerikan tüketicisine maliyetinden fazlasını yansıtmadan ekonominin tamamını olumsuz etkilediğini savunuyor. Michel'e göre, asıl çözüm, piyasa mekanizmalarına güvenmek ve hükümetin ekonomideki rolünü azaltmak olmalı.
Ancak eleştirmenler, Michel'in bu görüşlerini tarihsel örneklerle çürütmeye çalışıyor. Büyük Buhran ve 2008 krizi örnek gösterilerek serbest piyasanın kendi başına istikrarsızlık yarattığı ileri sürülüyor. Fakat Michel, bu krizlerin de yine hükümetin para arzı ve düzenlemelerdeki hatalarından kaynaklandığını iddia ediyor. Örneğin, 2008 krizinde Fannie Mae ve Freddie Mac gibi devlet destekli kuruluşların subprime mortgage piyasasını teşvik ettiğini hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu ekonomik tartışma, benzer biçimde Türkiye'de de yankı buluyor. Türkiye'de de son yıllarda artan enflasyon ve işsizlik sorunlarının çözümü için devletin ekonomideki rolü sıkça tartışılıyor. Kimi kesimler serbest piyasa politikalarının yetersiz kaldığını, kimileri ise devlet müdahalesinin sorunları derinleştirdiğini savunuyor. Norbert Michel'in tezleri, Türkiye'de de benzer ekonomik tercihler yapan politika yapıcılar için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Ancak Türkiye'nin yapısal sorunları (ceari açık, düşük tasarruf oranı) ABD'den farklılık gösterdiğinden, birebir uyarlamak doğru olmayabilir. Yine de kamu harcamalarının disiplini ve verimli kullanımı açısından dersler çıkarılabilir.