NATO nezdinde Polonya'nın askeri temsilcisi Korgeneral Piotr Błazeusz, Avrupa ülkelerinin ABD'den silah sistemleri satın alırken 'Catch-22' benzeri bir ikilemle karşı karşıya olduğunu söyledi. Błazeusz, Avrupalı müttefiklerin ABD'ye başvurduklarında kendilerine 'Tamam, ancak teslimat 2029-2030'da ve hâlâ gecikebilir' yanıtı aldıklarını belirtti. Bu durum, Avrupa'nın acil savunma ihtiyaçları karşısında ciddi bir güvenlik açığı oluşturuyor.
Tedarik zincirindeki tıkanıklık ve bürokratik engeller
Polonyalı general, ABD savunma sanayisinin artan talebi karşılamakta zorlandığına dikkat çekti. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırması, ABD'li üreticilere olan talebi patlattı. Ancak bu talebi karşılayacak üretim kapasitesi ve lojistik altyapı, beklenen hızda genişleyemiyor. Błazeusz'a göre, sözleşmeler imzalanıyor ancak teslimat tarihleri sürekli ileri atılıyor. Bu durum, Avrupa'nın kendi savunma sanayisini geliştirmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Polonya, ABD'den F-35 savaş uçakları ve Patriot hava savunma sistemleri gibi kritik silahlar satın alan ülkeler arasında. Ancak teslimat sürelerinin uzaması, Polonya'nın Rusya'ya karşı caydırıcılık kapasitesini olumsuz etkiliyor. General, 'Bu bir Catch-22: ABD'den alıyorsunuz ama alamıyorsunuz; Avrupa'dan alsanız yeterli kalite veya adet yok' ifadelerini kullandı.
Avrupa savunması için stratejik bağımsızlık arayışı
Bu uyarı, Avrupa Birliği'nin 'Stratejik Özerklik' tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Fransa ve Almanya, Avrupa ortak savunma projelerini hızlandırmaya çalışırken, Doğu Avrupa ülkeleri ABD güvenlik şemsiyesine bağımlı kalmaya devam ediyor. Błazeusz, 'ABD'ye bağımlılık azaltılmalı ancak bu kısa vadede mümkün değil. Çözüm, Avrupa'nın kendi üretim hatlarını kurması ve ABD ile ortak projelerde teslimat taahhütlerinin güvence altına alınması' dedi. Öte yandan, ABD'nin Hint-Pasifik odağı ve Çin tehdidi, Avrupa'ya ayrılan üretim kapasitesini daha da daraltıyor.
NATO'nun yeni savunma planları kapsamında, Avrupa ülkelerinin 2025'e kadar konuşlandırılabilir kuvvetlerini artırması bekleniyor. Ancak silah tedarikindeki bu gecikmeler, planların uygulanmasını tehlikeye atıyor. Uzmanlar, Avrupa'nın mevcut stoklarını tüketme noktasına geldiğini, Ukrayna'ya yapılan yardımların da bu stokları daha da azalttığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayisindeki atılımını ve çeşitlendirilmiş tedarik stratejisini bir kez daha teyit ediyor. Türkiye, hem ABD'den F-16 modernizasyonu gibi kritik alımları sürdürürken hem de yerli üretim (Bayraktar TB2, Kızılelma, Altay tankı) ile dışa bağımlılığı azaltıyor. ABD tedarikindeki gecikmeler, Türkiye'nin alternatif tedarikçilere (örneğin Rusya S-400) yönelmesini haklı çıkarabilir. Ayrıca, Avrupa'nın bu darboğazı, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünü (örneğin, İHA tedarikçisi olarak) güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin de ABD yaptırımları ve CAATSA riskiyle karşı karşıya olduğu unutulmamalıdır.