İngiltere'nin Birmingham kentinde, bir belediye meclisi üyesi Gerard Woodhouse'un parmak izleri, 2021 yılında bir başka kişiye gönderilen nefret içerikli mektupta bulundu. Ancak polis, delillere rağmen soruşturmayı kapattı. Woodhouse'un daha sonra başka bir mağduru hedef aldığı ortaya çıktı. Olay, İngiliz yargı ve kolluk kuvvetlerinin nefret suçlarına yaklaşımını yeniden gündeme getirdi.
Nefret Mektubu ve Parmak İzi Delili
İlk olay, 2021 yılının Mart ayında Birmingham'da yaşandı. Gerard Woodhouse'un komşusu, posta kutusunda nefret söylemi içeren bir mektup buldu. Mektupta, alıcıya yönelik tehditler ve aşağılayıcı ifadeler yer alıyordu. Mağdur, durumu polise bildirdi. Yapılan incelemede, mektubun üzerinde parmak izi tespit edildi ve bu izin Gerard Woodhouse'a ait olduğu belirlendi.
Parmak izi eşleşmesine rağmen, West Midlands Polisi soruşturmayı beklenmedik bir şekilde kapattı. Polis sözcüsü, "Delil yetersizliği nedeniyle dosya kapatılmıştır" açıklamasını yaptı. Ancak mağdur ve avukatları, parmak izinin açık bir delil olduğunu savunarak karara itiraz etti. Olayın üzerinden aylar geçtikten sonra, Woodhouse'un bu kez farklı bir kişiye benzer içerikli bir mektup gönderdiği ortaya çıktı.
İkinci mağdur da polise başvurdu. Yapılan araştırmada, Woodhouse'un parmak izinin ilk mektuptakiyle aynı olduğu doğrulandı. Bu kez polis, Woodhouse hakkında yasal işlem başlattı. Ancak ilk dosyanın kapatılmış olması, kamuoyunda ve yerel yönetimde büyük tepki yarattı. Birmingham Belediyesi Meclisi, Woodhouse hakkında disiplin soruşturması başlattı. Woodhouse, 2022 yılında yapılan yerel seçimlerde aday olmadı ve siyasetten çekildi.
Nefret Suçlarında Delil ve Takdir Yetkisi
İngiltere'de nefret suçları, 1998 tarihli İnsan Hakları Yasası ve 2003 tarihli Ceza Adaleti Yasası kapsamında düzenleniyor. Ancak savcılık, her delili yeterli görmeyebiliyor. Parmak izi gibi somut delillerin bulunduğu durumlarda bile, savcılar "kamu yararı" testi uygulayarak dava açıp açmama kararı verebiliyor. Bu olayda, West Midlands Polisi'nin ilk soruşturmayı kapatma gerekçesi tam olarak açıklanmadı.
Hukuk uzmanları, bu tür kararların nefret suçlarıyla mücadelede caydırıcılığı zayıflattığını belirtiyor. Birmingham Üniversitesi'nden ceza hukuku profesörü Dr. Emma Richardson, "Parmak izi gibi güçlü bir delil varken dosyanın kapatılması, mağdurların adalete güvenini sarsar. Ayrıca faillerin cesaretlenmesine yol açar" dedi. İngiltere'de son yıllarda nefret suçlarında artış yaşanıyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2021-2022 döneminde nefret suçları bir önceki yıla göre %26 artış gösterdi.
Olayın basına yansıması, polisin bu tür suçlarda daha titiz davranması gerektiği yönünde çağrıları artırdı. Woodhouse'un davası, 2023 yılında mahkemeye taşındı. Mahkeme, Woodhouse'u iki yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırdı ve 200 saat kamu hizmeti cezası verdi. Karar, mağdurlar tarafından yetersiz bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu olay, nefret suçlarıyla mücadelede delillerin yeterince değerlendirilmediğini gösteriyor. Türkiye'de de benzer sorunlar yaşanabiliyor; özellikle siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın arttığı dönemlerde nefret söylemi içeren mektup veya sosyal medya paylaşımlarına yönelik soruşturmalar bazen sonuçsuz kalabiliyor. Ancak İngiltere örneği, parmak izi gibi somut delillere rağmen dosyanın kapatılmasının kamu vicdanında yarattığı rahatsızlığı ortaya koyuyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü yargı reformu sürecinde, nefret suçlarına ilişkin mevzuatın güçlendirilmesi ve kolluk kuvvetlerinin takdir yetkisinin şeffaflaştırılması önem taşıyor. Ayrıca, yerel yönetimlerde görev alan kişilerin nefret suçlarına karışması, kamu güvenini zedeliyor. Türkiye, İngiltere'deki gibi olaylardan ders çıkararak, nefret suçlarında sıfır tolerans politikası benimsemeli ve delillerin etkin soruşturulmasını sağlamalıdır.