Pacific Investment Management Co. (Pimco) Baş Yatırım Sorumlusu Daniel Ivascyn, küresel kredi piyasalarında yıllardır süren düşük temerrüt ortamının sona erdiğini ve yatırımcıların alışık olmadıkları ölçüde kayıplarla karşılaşmaya hazır olmaları gerektiğini söyledi. Ivascyn, bu uyarıyı Salı günü Sidney'de düzenlenen Avustralya Menkul Kıymetler ve Yatırımlar Komisyonu (ASIC) Yıllık Forumu'nda yaptı. Pimco'nun 1,9 trilyon dolarlık varlık yönetiminin başındaki isim, kredi piyasalarında ilk sürekli temerrüt döngüsünün çoktan başladığını ve bu döngünün önceki yıllara kıyasla daha yüksek kayıplara yol açacağını belirtti.
Kredi Piyasalarında Yeni Dönem: Sürekli Temerrüt Döngüsü Başladı
Ivascyn, konuşmasında özellikle ABD ve Avrupa'da şirket borçlanma piyasalarındaki bozulmaya dikkat çekti. Pandemi sonrası aşırı likidite ve düşük faiz ortamının ardından merkez bankalarının sıkılaşma adımlarıyla birlikte, yüksek borçluluk oranına sahip şirketlerin yeniden finansman maliyetlerinin arttığını vurguladı. Bu durumun, özellikle düşük kredi notlu (junk bond) şirketlerde temerrüt oranlarını hızla yükselttiğini ifade etti. Pimco yöneticisi, "Yatırımcıların son on yılda alıştığı gibi sadece birkaç temerrüt görmeyecekler; bu sefer daha sistematik ve daha yaygın bir temerrüt dalgasıyla karşı karşıyayız" uyarısında bulundu.
Ivascyn, kredi piyasalarındaki bu dönüşümün birkaç faktörün birleşmesinden kaynaklandığını açıkladı. İlk olarak, merkez bankalarının faiz artırımları şirketlerin borç servisi maliyetlerini önemli ölçüde yükseltti. İkinci olarak, pandemi döneminde biriken aşırı tasarrufların erimesi ve tüketici harcamalarındaki yavaşlama, şirket gelirlerini olumsuz etkiliyor. Üçüncü olarak, jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri sorunları maliyet baskısını artırıyor. Bu üçlü etkinin, özellikle kırılgan sermaye yapılarına sahip orta ölçekli şirketleri iflasa sürüklediğini belirtti.
Piyasalar şu anda ABD'de Fed'in faiz indirimine gitme olasılığını fiyatlarken, Ivascyn bu beklentilerin gerçekçi olmayabileceğini ima ederek, "Faiz oranlarının uzun süre daha yüksek kalacağı senaryoya hazırlıklı olmalıyız" dedi. Pimco'nun portföy stratejisinde, yüksek kaliteli devlet tahvillerine ve daha az borçlu şirketlere ağırlık verdiklerini, ancak düşük kaliteli kredilerde önemli bir düzeltme beklediklerini sözlerine ekledi.
Küresel Boyut: Gelişmekte Olan Piyasalar da Risk Altında
Pimco'nun uyarısı, küresel kredi piyasalarının sadece gelişmiş ülkelerle sınırlı kalmayacağını, gelişmekte olan ekonomilere de sıçrayabileceğini gösteriyor. Gelişmekte olan piyasalarda (EM), yabancı para cinsinden borçlanan şirketler doların güçlü seyri nedeniyle ek bir baskı altında. Ivascyn, düşük kredi notlu EM ülkelerinden sermaye çıkışlarının hızlandığını ve bu ülkelerin döviz rezervlerinin azaldığını belirtti. "Bu döngü, 2008 küresel mali krizinden sonra görülmeyen ölçekte bir borç yeniden yapılandırmasına yol açabilir" dedi.
Küresel kredi piyasaları, toplamda 40 trilyon doları aşan büyüklüğüyle dünya ekonomisinin can damarı konumunda. Pimco gibi dev bir varlık yöneticisinin bu uyarısı, yatırımcılar arasında tedirginlik yarattı. Uzmanlara göre, eğer temerrüt döngüsü hızlanırsa, bu durum bankaların kredi zararlarını artıracak, iflaslar yoluyla işsizliği tetikleyecek ve küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatacak. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Fed'in banka stres testlerinde kredi riskine karşı daha katı önlemler aldığı ancak sistemik kırılganlıkların devam ettiği ifade ediliyor.
Piyasa analistleri, Pimco'nun uyarısını ciddiye alarak portföylerini yeniden yapılandırmaya başladı. Tahvil piyasalarında getiriler yükselirken, kredi temerrüt takasları (CDS) primleri arttı. Uzun vadeli yatırımcılar için Pimco'nun tavsiyesi, "likiditeye ve kaliteye kaçış" olarak özetleniyor: Devlet tahvilleri ve yüksek kredi notlu şirket tahvilleri tercih edilirken, yüksek riskli varlıklardan uzak durulması öneriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pimco'nun bu uyarısı, Türkiye ekonomisi için de önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, yüksek dış borçluluk oranı ve enflasyonla mücadele sürecinde kredi piyasalarındaki dalgalanmaya en kırılgan ülkeler arasında yer alıyor. Küresel temerrüt döngüsünün hızlanması, Türk şirketlerinin yurtdışından borçlanma maliyetlerini artıracak ve döviz kurları üzerinde baskı yaratabilecek. Ayrıca, Türkiye'nin kredi notu düşük olduğu için, yabancı yatırımcıların risk iştahı azaldığında Türk tahvillerinden çıkış hızlanabilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde uyguladığı sıkı para politikası ve rezerv birikimi, bu tür bir dış şoka karşı bir miktar tampon sağlamış durumda. Yine de, ihracatçı sektörler ve yüksek borçlu şirketler için dikkatli olunması gereken bir döneme giriliyor.