Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Hürmüz Boğazı'nda devam eden gerilimin birkaç hafta içinde çözülmemesi durumunda küresel ekonominin yeni bir krizle karşı karşıya kalacağını açıkladı. Birol, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki tıkanmanın, enerji fiyatlarında ani bir sıçramaya yol açarak başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünya ekonomilerini olumsuz etkileyeceğini belirtti. IEA'nın bu uyarısı, İran ile ABD arasında artan askeri gerilim ve bölgedeki güvenlik endişelerinin derinleştiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapan dar bir su geçididir. Bölgede son haftalarda artan jeopolitik gerilimler, İran'a yönelik ABD yaptırımlarının sıkılaştırılması ve Tahran'ın misilleme tehditleri, boğazın güvenliğini riske atmış durumda. IEA Başkanı Birol, Reuters'a verdiği mülakatta, "Eğer bu kriz birkaç hafta içinde çözülmezse, küresel ekonomi üzerindeki yük çok ağır olacak. Petrol fiyatları zaten yüksek seyrediyor; olası bir tıkanma, fiyatları daha da yukarı çeker ve birçok ülkeyi resesyona sürükler" dedi. Birol ayrıca, IEA'nın acil durum petrol stoklarını devreye sokmaya hazır olduğunu ancak bu adımın yalnızca geçici bir çözüm sunacağını vurguladı.
Uluslararası Enerji Ajansı, üye ülkelerin 1,5 milyar varilin üzerinde stratejik petrol rezervine sahip olduğunu ve bu rezervlerin 30 gün boyunca günlük 4 milyon varil arz sağlayabileceğini açıkladı. Ancak Birol, "Stoklarımız var, ancak bu sonsuz bir kaynak değil. Asıl çözüm siyasi ve diplomatik yollarla sağlanmalı" diye konuştu. Bu uyarı, küresel petrol piyasalarında dalgalanmaya neden olurken, Brent petrolün varil fiyatı 85 doların üzerine çıktı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, yalnızca petrol fiyatlarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Bölgeden geçen sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatları da kesintiye uğrayabilir. Asya ve Avrupa, bu boğazdan geçen enerjiye en bağımlı bölgeler arasında yer alıyor. Örneğin Japonya, Güney Kore ve Hindistan, petrol ihtiyaçlarının büyük kısmını bu güzergahtan karşılıyor. ABD ve müttefikleri, deniz güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeye savaş gemileri konuşlandırırken, İran da tatbikatlarla misilleme kapasitesini gösteriyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), petrol fiyatlarında yüzde 15'lik bir artışın küresel büyümeyi 0,5 puan azaltabileceğini tahmin ediyor. Bu durum, enflasyonla mücadele eden merkez bankalarının işini daha da zorlaştıracak. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler ise cari açık ve döviz kuru baskısıyla daha doğrudan karşı karşıya kalabilir. Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye'nin enerji ithalatı yıllık 50 milyar doları aşarken, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye'nin enerji faturasına yaklaşık 4 milyar dolar ek yük getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere duyarlıdır. Ancak Ankara'nın İran ve Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkileri, krizin doğrudan etkisini sınırlayabilir. Türkiye, Irak ve Azerbaycan üzerinden alternatif enerji koridorları inşa etmiş olsa da, küresel petrol fiyatlarındaki artıştan kaçınması mümkün değildir. Bu kriz, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirme stratejisini yeniden gündeme getirebilir. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artan enerji fiyatlarıyla mücadele eden Türkiye, yeni bir şokla başa çıkmak için diplomatik girişimlerini hızlandırabilir.