İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Irak'a yaptığı resmi ziyareti, ABD'nin Yemen'in güney kıyılarına düzenlediği yoğun hava saldırılarının ardından yarıda keserek Tahran'a döndü. Pezeşkiyan'ın üç günlük ziyareti sırasında Irak'ın güneyindeki Şii kutsal kentleri Necef ve Kerbela'yı da kapsayan program, ABD'nin Husilere yönelik operasyonlarıyla gölgelendi. İranlı yetkililer, Pezeşkiyan'ın dönüşünün önceden planlanmış olduğunu belirtse de, saldırıların Şii milisler üzerindeki etkisi ve bölgesel istikrarsızlık endişeleri, ziyaretin erken sonlanmasına neden oldu. ABD Merkez Komutanlığı, saldırıların Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarına misilleme olduğunu açıkladı.
Saldırıların arka planı ve bölgesel dinamikler
ABD'nin son günlerde Yemen'in Hudeyde ve Aden kentleri yakınlarındaki Husi hedeflerine yönelik saldırıları, Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini tehdit eden bir dizi olayın ardından geldi. Husilerin İsrail'i hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırılarına destek vermek amacıyla Kızıldeniz'deki gemilere müdahalesi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasına yol açtı. Pezeşkiyan'ın Irak ziyareti, İran'ın Irak üzerindeki nüfuzunu pekiştirme ve bölgesel müttefiklerle koordinasyonu artırma amacı taşıyordu. Ancak ABD'nin müdahalesi, İran'ın müttefiki Husilerin savunmasızlığını ve İran destekli milislerin sınırlı caydırıcılık kapasitesini gözler önüne serdi. Uzmanlar, Pezeşkiyan'ın erken dönüşünün, ABD'nin hava saldırılarının bölgesel güç dengesini değiştirebileceği endişesinden kaynaklandığını belirtiyor.
Irak merkezi hükümeti ile İran arasındaki ekonomik ve siyasi bağlar, ABD'nin Irak'taki askeri varlığına yönelik tartışmaları da alevlendiriyor. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilmesini savunurken, İran destekli milisler ABD'nin bölgedeki istikrarı bozduğunu ileri sürüyor. Pezeşkiyan'ın ziyareti sırasında imzalanan 14 anlaşma, ticaret, enerji ve güvenlik alanlarında işbirliğini öngörüyordu. Saldırıların bu anlaşmaların uygulanmasını geciktirmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Yemen operasyonu, sadece İran-Husi eksenini değil, aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin güvenlik algısını da etkiliyor. Suudi Arabistan, Husilerin saldırılarına karşı önlem alırken, ABD'nin bölgedeki doğrudan müdahalesi Riyad'ın İran'la ilişkilerini normalleştirme çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasının bir parçası olarak görülen bu saldırılar, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine karşı uluslararası toplumun tepkisini artırıyor. Rusya ve Çin'in BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'ye yönelik eleştirileri, bölgesel krizin küresel bir boyut kazandığını gösteriyor. Ekonomik cephede, Kızıldeniz'deki gerginlikler küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor; Süveyş Kanalı'ndan geçen ticaret hacminde yüzde 30'a varan düşüş yaşanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Yemen kıyılarına yönelik hava saldırıları, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri nedeniyle deniz ticaretinde aksamalar yaşayabilir; Süveyş Kanalı'na alternatif olarak Orta Koridor güzergahının önemi artabilir. Ayrıca, İran ile Irak arasındaki anlaşmalar, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki enerji projelerini ve bölgesel ticaret hacmini etkileyebilir. Türkiye'nin Husilerle doğrudan bir çatışması olmamakla birlikte, Suudi Arabistan ve Katar ile ilişkileri göz önüne alındığında, Ankara'nın krizin yayılmasını engellemek için diplomatik girişimlerde bulunması beklenir. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü ve enerji koridoru vizyonunu test edecek bir sınav niteliği taşımaktadır.