Orta Doğu petrolü, İran savaşının ardından neredeyse çatışma öncesi seviyelere döndü. Buna rağmen ham petrol varil başına 100 doların üzerinde kalmaya devam ediyor ve savaş öncesi seviyelerin yüzde 40 üzerinde işlem görüyor. Bloomberg'in analizine göre, arzın normalleşmesine karşın fiyatların yüksek seyretmesinin arkasında beş temel neden var.
Arz Normal Görünse de Fiyatlar Neden Düşmüyor?
Petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere dönmemesinin ilk nedeni, piyasanın arz-talep dengesinden çok, jeopolitik risk algısına odaklanması. İran savaşı sırasında küresel petrol arzında yaşanan kesintiler büyük ölçüde telafi edildi; Suudi Arabistan ve BAE gibi üreticiler üretimlerini artırdı. Ancak yatırımcılar, benzer bir jeopolitik şokun tekrarlanabileceği endişesiyle risk primi talep ediyor. Bu risk primi, ham petrol fiyatının yapısal olarak yüksek kalmasına yol açıyor.
İkinci neden, küresel petrol stoklarının hâlâ düşük olması. Pandemi sonrası dönemde azalan yatırımlar ve stratejik rezervlerin boşaltılması, piyasada tampon görevi gören stokları eritti. Özellikle OECD ülkelerinin ticari stokları beş yıllık ortalamanın altında. Bu durum, küçük arz kesintilerinin bile fiyatlarda büyük dalgalanmalara yol açmasına neden oluyor.
Küresel Ekonomik ve Politik Dinamikler
Üçüncü neden, Çin başta olmak üzere büyük ekonomilerin talebindeki toparlanma. Çin, savaş sonrası dönemde petrol ithalatını artırdı ve rezervlerini yeniden doldurmaya başladı. Hindistan gibi diğer büyük tüketiciler de ekonomik büyümeyle birlikte daha fazla petrol talep ediyor. Bu talep artışı, arzın normalleşmesine rağmen fiyatları yukarı çekiyor.
Dördüncü neden, OPEC+ ülkelerinin üretim politikaları. Suudi Arabistan ve Rusya liderliğindeki grup, fiyatları desteklemek için üretim kotalarını sıkı tutuyor. Savaş sırasında artırılan üretim, savaş sonrasında kademeli olarak geri çekildi. OPEC+ üyeleri, fiyatların 100 doların altına düşmesini engellemek için arzı kısmaya devam ediyor. Bu da piyasada yapay bir darlık yaratıyor.
Beşinci neden ise finansal piyasalardaki spekülatif hareketler ve doların değeri. Petrol, dolar cinsinden fiyatlandığı için doların diğer para birimleri karşısındaki seyri doğrudan petrol fiyatlarını etkiliyor. Son dönemde doların görece zayıf seyri, diğer para birimlerini kullanan alıcılar için petrolü daha pahalı hale getiriyor. Ayrıca hedge fonlar ve emtia yatırımcıları, enflasyona karşı korunma amacıyla petrol vadeli işlemlerine yöneliyor. Bu spekülatif talep, fiyatlara yukarı yönlü baskı yapıyor.
Uzmanlar, bu beş faktörün bir arada etkili olması nedeniyle petrol fiyatlarının kısa vadede 100 doların altına inmesinin zor olduğunu belirtiyor. Ancak küresel ekonomik yavaşlama veya jeopolitik gerilimin azalması durumunda fiyatların düşebileceği de ifade ediliyor. Piyasalar şimdi OPEC+'nın bir sonraki toplantısını ve İran'ın üretim kapasitesini yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması, enerji ithalatına bağımlı olan Türkiye ekonomisi için kritik bir risk oluşturuyor. Yüksek petrol fiyatları, cari açığı artırarak TL üzerinde baskı yaratabilir ve enflasyonu yukarı çekebilir. Türkiye, enerji faturasını düşürmek için alternatif tedarikçiler ve yenilenebilir enerjiye yönelse de kısa vadede bu bağımlılık devam ediyor. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık ve jeopolitik riskler, Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit ediyor. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yıllık yaklaşık 4-5 milyar dolar artırıyor. Bu nedenle, hükümetin enerji politikalarında çeşitlendirme ve verimlilik öncelikli olmaya devam ediyor.