Bank of America (BofA) Hindistan Başekonomisti Rahul Bajoria, Hindistan'ın imalat sektörünün on yıllardır süren hızlı büyümeye rağmen neden GSYH'nin yalnızca yüzde 15'i civarında sıkışıp kaldığını analiz etti. Bajoria'ya göre bu durum, hizmet sektörünün aşırı baskınlığı, altyapı eksiklikleri ve reformların yavaş ilerlemesinden kaynaklanıyor. Hindistan, 2025'e kadar imalatın GSYH içindeki payını yüzde 25'e çıkarmayı hedefleyen "Make in India" programını yürürlüğe koymuş olsa da, son veriler hedefin oldukça gerisinde kalındığını gösteriyor. Bu tablo, benzer bir sanayileşme atağı yürüten Türkiye için de önemli ipuçları barındırıyor.
Hindistan'ın İmalat Açmazı: Neden %15'te Takıldı?
Hindistan ekonomisi, 1990'lı yıllardan bu yana ortalama yüzde 6-7 bandında büyüyerek dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomilerinden biri haline geldi. Ancak bu büyüme, imalat sektöründen ziyade hizmetler ve tarım tarafından sürüklendi. Bajoria'nın analizine göre, imalatın GSYH içindeki payı 1990'larda yüzde 16 seviyelerindeyken, bugün hâlâ yüzde 15 civarında seyrediyor. Bu durum, ülkenin istihdam yaratma kapasitesini sınırlıyor ve geniş işgücünü düşük verimli tarım sektöründe tutuyor.
Bajoria, imalatın önündeki en büyük engelleri şöyle sıralıyor: Karmaşık arazi edinme yasaları, katı işgücü düzenlemeleri, yetersiz lojistik altyapı, yüksek enerji maliyetleri ve ithal girdilere bağımlılık. Ayrıca, Hindistan'ın imalat ihracatı, Çin ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle rekabette zorlanıyor. "Make in India" girişimi kapsamında üretim bağlantılı teşvikler (PLI) açıklansa da, bürokratik gecikmeler ve eyaletler arası farklılıklar etkinliği azaltıyor.
Öte yandan, Hindistan'ın yazılım, ilaç ve otomotiv parçaları gibi katma değerli alanlarda güçlü olduğu, ancak emek yoğun sektörlerde (tekstil, ayakkabı, oyuncak) potansiyelini kullanamadığı belirtiliyor. Bajoria, "Hindistan, imalatı büyütmek için sadece vergi teşvikleri değil, aynı zamanda ticaret politikalarını basitleştirmeli ve küresel değer zincirlerine daha fazla entegre olmalı" diyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Hindistan'ın imalat sektöründeki durgunluk, küresel tedarik zinciri çeşitlendirmesi açısından da önemli. Batılı ülkeler, Çin'e olan bağımlılığı azaltmak için "Çin+1" stratejisi kapsamında Hindistan'ı alternatif üretim üssü olarak görüyor. Ancak Hindistan'ın imalat kapasitesini artıramaması, bu stratejinin yavaş ilerlemesine neden oluyor. Vietnam, Bangladeş ve Meksika gibi ülkeler, Çin'den kayan üretimi Hindistan'dan daha hızlı çekiyor.
BofA raporuna göre, Hindistan'ın imalat ihracatı son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 5 büyürken, Vietnam'ın imalat ihracatı aynı dönemde yüzde 15'in üzerinde büyüdü. Bu, Hindistan'ın potansiyelini tam kullanamadığını gösteriyor. Ayrıca, Hindistan'ın tarım sektöründeki aşırı istihdam, verimliliği düşürüyor ve kırsal gelirleri sınırlıyor. Bajoria, imalatın GSYH içindeki payının artmasının, aynı zamanda tarımdan sanayiye işgücü geçişini hızlandıracağını ve böylece genel refahı yükselteceğini vurguluyor.
Hindistan'ın imalat hedefi, sadece ekonomik değil, jeopolitik bir boyut da taşıyor. Çin ile artan sınır gerginlikleri ve Batı ile yakınlaşma, Hindistan'ı Asya'da bir üretim merkezi haline getirme çabalarını hızlandırdı. Ancak yapısal reformların yavaşlığı, bu hedefi zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın imalat sektöründeki deneyimi, Türkiye için önemli dersler içeriyor. Türkiye de imalatın GSYH içindeki payını artırmayı ve küresel tedarik zincirlerinde daha fazla yer almayı hedefliyor. Ancak Türkiye, Hindistan'a kıyasla daha entegre bir sanayi altyapısına ve AB pazarına yakınlık avantajına sahip. Yine de yüksek enerji maliyetleri, nitelikli işgücü açığı ve ekonomik istikrarsızlık, Türkiye'nin önündeki engeller. Hindistan örneği, sadece teşviklerin yeterli olmadığını, kapsamlı yapısal reformların ve ihracat odaklı stratejilerin şart olduğunu gösteriyor. Türkiye, imalatını yüksek katma değerli alanlara yönlendirerek ve dijitalleşmeyi hızlandırarak benzer bir tuzağa düşmekten kaçınabilir.