Petrol fiyatları, İran ile ABD arasındaki gerilimin Şubat 2025'te başlayan çatışma öncesi seviyelere dönmesiyle birlikte yeniden dengeleniyor. 28 Şubat'ta başlayan çatışma, Orta Doğu'da enerji üretim ve nakil hatlarını sekteye uğratarak akaryakıt fiyatlarını hızla yukarı çekmişti. Ancak son haftalarda tansiyonun düşmesiyle Brent petrol varil fiyatı 70 doların altına gerileyerek Mart 2025 öncesi seviyeleri gördü. Bu gelişme, küresel enflasyonla mücadelede rafineriler ve tüketiciler için umut verici bir işaret olarak değerlendiriliyor.
Çatışma ve petrol piyasalarına etkisi
İran-ABD çatışmasının başladığı 28 Şubat'ta, Orta Doğu'daki enerji altyapısına yönelik saldırı endişeleriyle petrol fiyatları bir gecede yüzde 8'den fazla yükselmişti. Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğinin kesintiye uğraması ve İran'ın petrol tesislerinin hedef alınması, arz korkularını körüklemişti. Ancak uluslararası toplumun devreye girmesiyle ateşkes sağlanmış ve enerji tedarik yolları yeniden açılmıştır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, Mart ortalama petrol üretimi çatışma öncesi seviyelerin yüzde 95'ine ulaşmış durumda. Suudi Arabistan ve BAE'nin ek üretim kapasitelerini devreye sokması da fiyatların gerilemesinde etkili olmuştur.
Öte yandan, küresel talebin yavaşlaması da fiyatlardaki düşüşü desteklemektedir. Çin ekonomisindeki toparlanmanın beklenenden yavaş olması ve Avrupa'da sanayi üretimindeki daralma, petrol tüketimini sınırlamaktadır. Analistler, bu yılın ikinci çeyreğinde Brent petrolün 65-75 dolar aralığında dalgalanmasını beklemektedir.
Küresel etkiler ve piyasa beklentileri
Petrol fiyatlarındaki bu gerileme, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinde önemli bir destek unsuru olarak görülüyor. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), enerji maliyetlerinin düşmesiyle faiz indirimlerine daha erken başlayabilecek. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ise, nisan ayı toplantısında mevcut üretim kotalarını koruma kararı alırken, ek bir üretim kesintisine gitmeyerek piyasayı rahatlatmıştır. Bununla birlikte, jeopolitik riskler halen tamamen ortadan kalkmış değil. İran ile ABD arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına dair belirsizlikler ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, arz güvenliği konusunda kırılganlık yaratmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki bu gerileme, Türkiye ekonomisi için olumlu bir gelişmedir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal ettiğinden, düşen petrol fiyatları cari açık üzerinde baskıyı azaltmakta ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlamaktadır. Ancak Orta Doğu'daki kırılgan barış ortamı ve enerji tedarik yollarındaki belirsizlikler, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit etmeye devam etmektedir. Özellikle İran ile ticari ilişkilerin normalleşmesi ve Kızıldeniz güvenliği, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından yakından izlenmelidir. Kısa vadede akaryakıt fiyatlarında indirim beklenebilir, ancak dış şoklara karşı enerji bağımlılığının azaltılması stratejik bir öncelik olmayı sürdürmektedir.