Petrol fiyatları, uluslararası piyasalarda haftanın ilk işlem gününde düşüş yaşarken, yatırımcıların odak noktası İran ile ABD arasında Katar'ın başkenti Doha'da yapılması beklenen olası nükleer müzakerelere çevrildi. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı yüzde 1,5'in üzerinde değer kaybederek 72 dolar seviyesinin altına gerilerken, Batı Teksas türü (WTI) petrol de benzer bir düşüşle 68 doların altında işlem gördü. Piyasalar, Tahran ve Washington arasında yeniden canlanması muhtemel diplomatik temasların, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve ülkenin ham petrol ihracatının artması ihtimalini fiyatlıyor.
Gelişmenin arka planı
İran ve ABD arasındaki dolaylı görüşmeler, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (JCPOA) canlandırmak amacıyla Nisan 2021'de Viyana'da başlamış, ancak 2022 yazından bu yana kesintiye uğramıştı. Taraflar, uranyum zenginleştirme seviyeleri, yaptırımların kapsamı ve Tahran'ın balistik füze programı gibi kritik konularda anlaşmazlık yaşıyor. Son haftalarda Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda yeniden başlatılan temaslar kapsamında, Katar'ın ev sahipliği yapabileceği bir tur görüşme gündeme geldi. Bu gelişme, küresel petrol arzında önemli bir artış potansiyeli taşıyor; zira İran, günlük yaklaşık 2,5 milyon varillik ham petrol ihracat kapasitesine sahip ve yaptırımlar nedeniyle bu miktarın önemli bir kısmı şu anda piyasaya sunulamıyor.
Piyasa analistleri, İran petrollerinin yeniden küresel arza katılması halinde, özellikle OPEC+ ülkelerinin mevcut üretim kesintilerini sürdürdüğü bir ortamda, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşacağını belirtiyor. Citigroup analistleri, olası bir anlaşmanın Brent petrolün varil fiyatını 2024 sonuna kadar 60-70 dolar bandına çekebileceğini öngörüyor. Ancak uzmanlar, görüşmelerin sonuç verme olasılığının hala belirsiz olduğunu ve jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD görüşmeleri yalnızca petrol piyasalarını değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun genel jeopolitik dengelerini de etkiliyor. Tahran'ın, Rusya'ya askeri insansız hava araçları tedarik ettiği iddiaları ve İsrail ile artan gerilim, müzakereleri karmaşık hale getiriyor. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel rakipler, İran'ın petrol ihracatını artırmasının kendi pazar paylarını daraltabileceği endişesiyle gelişmeleri yakından izliyor. Küresel ölçekte ise, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, düşük fiyatlardan yararlanmak için İran ham petrolüne yönelme potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki düşüş, Türkiye gibi enerji ithalatında dışa bağımlı ülkeler için olumlu bir gelişmedir. Türkiye, yıllık yaklaşık 40-45 milyar dolarlık enerji ithalatı yapmakta olup, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık düşüş, cari açıkta yaklaşık 3 milyar dolarlık iyileşme sağlayabilir. Ayrıca İran ile ABD arasındaki olası bir anlaşma, Türkiye'nin enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme stratejisi açısından da önemlidir; zira Tahran yönetimi, Türkiye'ye doğalgaz ve ham petrol ihracatını artırabilir. Bununla birlikte, ABD yaptırımlarının kalkması halinde Türk şirketlerinin İran pazarına dönüşü kolaylaşabilir, ancak bu durum aynı zamanda ABD ile ilişkilerde yeni bir denge kurulmasını gerektirebilir.