Petrol fiyatları, ABD ile İran arasında yeniden alevlenen çatışmaların Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışında uzun süreli kesintiler yaşanabileceği endişelerini artırmasıyla Temmuz ayından bu yana en büyük haftalık kazancına doğru ilerliyor. Brent ham petrolü, haftanın dördüncü işlem gününde varil başına 78 doların üzerine çıkarak haftalık bazda yüzde 6'dan fazla değer kazandı. ABD ham petrolü Batı Teksas Intermediate (WTI) ise 74 dolar seviyesinin üzerinde işlem görerek benzer bir yükseliş sergiledi.
Gerginliğin Arka Planı
ABD yönetimi, İran'a yönelik yeni yaptırımlar uygulayacağını duyurdu ve Tahran'ın bölgedeki vekil güçler üzerinden artan saldırılarına karşı askeri varlığını güçlendirdi. İran ise Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunarak karşılık verdi. Bu boğaz, dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak biliniyor. Son haftalarda Basra Körfezi'nde birkaç tankere yönelik sabotaj ve ele geçirme olayları yaşandı; ABD ve müttefikleri bu saldırılardan İran'ı sorumlu tutuyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişte, Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) küresel petrol stoklarının beklenenden hızlı azaldığına dair uyarısı da etkili oldu. IEA, üretim kesintileri ve artan talep nedeniyle piyasada arz sıkışıklığı yaşanabileceğini belirtti. Öte yandan, OPEC+ ülkelerinin mevcut üretim kısıtlamalarını sürdürme kararı, fiyatları yukarı yönlü destekleyen bir diğer faktör.
Analistler, Hürmüz Boğazı'nda herhangi bir kapanma veya ciddi kesinti durumunda petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak şu ana kadar fiili bir arz kesintisi yaşanmadı; piyasadaki yükseliş daha çok jeopolitik risk priminden kaynaklanıyor. Uzmanlar, tansiyonun düşmemesi halinde oynaklığın süreceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Irak ve İran gibi dünyanın en büyük petrol üreticilerinin ihracat kapısı konumunda. Boğazın güneyinde yer alan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait olan Fujairah limanı, dünyanın en büyük ikinci yakıt ikmal merkezi. Dolayısıyla Hürmüz'de yaşanacak bir aksama, sadece bölgeyi değil, Asya'dan Avrupa'ya kadar küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiler. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, Körfez petrolüne en bağımlı ülkeler arasında.
ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesiyle başladı ve o zamandan beri İran'ın petrol ihracatını hedef alıyor. İran, yaptırımlara rağmen petrol satışını sürdürmek için çeşitli yöntemler geliştirdi; başta Çin olmak üzere Asya ülkelerine kayıt dışı sevkiyatlar yapılıyor. Son gerilim, bu hassas dengeyi daha da kırılgan hale getirdi.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörler, taraflara itidal çağrısı yaparak diplomatik çözüm arayışlarını sürdürüyor. Ancak bölgede artan askeri yığınak, olası bir yanlış hesaplamanın geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor; zira ham petrolün önemli bir kısmı bu güzergâhtan geçiyor. Fiyat artışları, cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkileyerek ekonomik baskıyı artırabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürürken ABD yaptırımlarına uyma konusunda denge politikası izlemek zorunda. Bölgede artan gerilim, Türkiye'nin diplomatik çabalarını ve enerji çeşitlendirme stratejilerini (TANAP, TürkAkım gibi projeler) daha da önemli kılıyor.