Küresel finans merkezleri sıralamasının yaratıcısına göre, bir Asya şehri er ya da geç Londra ve New York'u geride bırakarak dünyanın önde gelen finans merkezi olacak. Hukuki öngörülebilirlik ve düşük vergi yükü sayesinde Hong Kong, zirve için rekabet etmeye fazlasıyla hazır. "Bu olacak" diyen uzman, Asya'nın yükselişinin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Asya'nın Yükselişi ve Hong Kong'un Avantajları
Uzun yıllardır finans dünyasının kalbi olarak görülen New York ve Londra, Asya'nın hızlı yükselişi karşısında konumlarını korumakta zorlanıyor. Özellikle Hong Kong, sahip olduğu hukuki istikrar ve vergi avantajlarıyla bu yarışta öne çıkıyor. Küresel Finans Merkezleri Endeksi'nin (GFCI) yaratıcısı, bu değişimin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Ona göre, Hong Kong'un sunduğu öngörülebilir hukuk sistemi ve düşük vergi oranları, uluslararası yatırımcılar için büyük bir çekim gücü oluşturuyor. Ayrıca, Çin anakarasıyla olan sıkı bağları, Asya'nın ekonomik büyümesinden pay almak isteyenler için Hong Kong'u stratejik bir kapı haline getiriyor.
GFCI, dünya genelindeki finans merkezlerini rekabet gücü, iş ortamı, altyapı, beşeri sermaye ve itibar gibi faktörlere göre değerlendiren bir endeks. Hong Kong, son yıllarda bu endekste üst sıralarda yer alıyor ve zaman zaman New York ve Londra'yı zorluyor. Özellikle 2019'daki protestolar ve ardından gelen siyasi baskılar, Hong Kong'un cazibesine gölge düşürse de, uzmanlar uzun vadede Asya'nın ağırlığının artacağını savunuyor. Çin'in ekonomik büyüklüğü ve bölgesel ticaret anlaşmaları, Hong Kong'un finans merkezi olarak önemini pekiştiriyor.
Diğer Asya merkezleri de yükselişte. Singapur, Şanghay ve Tokyo da küresel finans sahnesinde daha fazla söz sahibi olmak için çalışıyor. Ancak Hong Kong, Batı ile Doğu arasında bir köprü olma özelliğini hâlâ koruyor. Uzman, "Hong Kong, Çin'in finansal kapısı olmaya devam edecek ve bu da onu benzersiz kılıyor" diyor. Öte yandan, Londra'nın Brexit sonrası yaşadığı belirsizlikler ve New York'un artan düzenlemeleri, Asya lehine bir kayma yaratabilir.
Küresel Finans Merkezleri Arasındaki Rekabet
New York, uzun süredir dünyanın en büyük finans merkezi konumunda. Wall Street, doların küresel rezerv para birimi olması ve ABD ekonomisinin büyüklüğü, bu konumu destekliyor. Ancak Asya'nın ekonomik ağırlığı arttıkça, finans merkezlerinin de doğuya kayması bekleniyor. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve ticaret hacmiyle küresel ekonominin motoru haline geldi. Bu durum, Hong Kong gibi merkezlerin önemini artırıyor.
Londra ise Brexit sonrası Avrupa Birliği'nden kopmanın etkileriyle boğuşuyor. Birçok finans kuruluşu, Avrupa'daki operasyonlarını Dublin, Frankfurt veya Paris'e taşıdı. Yine de Londra, hukuki altyapısı ve yetenek havuzuyla hâlâ güçlü. Ancak uzmanlar, uzun vadede Asya'nın liderliği devralacağını öngörüyor. GFCI yaratıcısı, "Londra ve New York'un yerini alacak bir Asya şehri var ve bu Hong Kong olacak" diyor.
Hong Kong'un karşı karşıya olduğu zorluklar da yok değil. Çin'in artan kontrolü, hukuki özerkliğe yönelik endişeler ve son yıllardaki siyasi baskılar, bazı yatırımcıları caydırabilir. Ancak uzman, bu faktörlerin uzun vadeli trendi değiştirmeyeceğini savunuyor. Ona göre, Hong Kong'un altyapısı, finansal altyapısı ve Çin'e erişim avantajı, onu benzersiz kılıyor. Ayrıca, düşük vergi oranları ve serbest sermaye akışı, Hong Kong'u cazip kılmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel finans merkezlerinin Asya'ya kayması, Türkiye için hem fırsatlar hem de zorluklar barındırıyor. Türkiye, İstanbul'u bölgesel bir finans merkezi yapma hedefi güden bir ülke. Ancak Hong Kong gibi köklü merkezlerin yükselişi, İstanbul'un rekabet gücünü zorlayabilir. Öte yandan, Asya ekonomilerinin ağırlığının artması, Türkiye'nin Asya ile ticari ve finansal ilişkilerini güçlendirmesi için bir fırsat olabilir. Türkiye, Asya Altyapı Yatırım Bankası gibi kuruluşlarla işbirliğini artırarak bu trenden faydalanabilir. Ayrıca, Hong Kong'un yükselişi, küresel sermayenin doğuya kaydığını gösteriyor; Türkiye'nin de bu yönde stratejiler geliştirmesi gerekiyor. Ancak iç ekonomik istikrarsızlıklar ve hukuki belirsizlikler, Türkiye'nin finans merkezi olma hedefini sekteye uğratabilir.