Bilim insanları, fosil yakıtların yakılmasının iklim krizini hızlandırdığı konusunda neredeyse tam bir fikir birliğine sahip. Ancak dünyanın en büyük petrol şirketleri, rekor kârlar elde ederek üretimi daha da artırmayı planlıyor. Küresel sıcaklıklar tehlikeli seviyelere ulaşırken, bu şirketlerin adeta 'ateşe benzin dökmesi' hem çevrecilerin hem de iklim bilimcilerin tepkisini çekiyor. Peki bu çelişki nasıl mümkün oluyor?
Gelişmenin arka planı
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2023 yılında küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 37,4 milyar tona ulaşarak yeni bir rekora imza attı. Buna karşın ExxonMobil, Shell, BP ve Chevron gibi devler, 2023'te toplam 280 milyar dolar kâr elde etti. Bu şirketlerin 2030'a kadar üretimlerini yüzde 30 oranında artırması bekleniyor. Oysa Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmak için üretimin en az yüzde 40 azaltılması gerektiği belirtiliyor.
Şirketler, talebin devam ettiği ve alternatif enerjilerin henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığı gerekçesiyle yatırımlarını sürdürüyor. Ancak Carbon Tracker gibi bağımsız kuruluşlar, bu yatırımların 'batık varlık' riski taşıdığını uyarıyor. Zira iklim düzenlemeleri artarsa, birçok petrol sahası ekonomik olarak işletilemez hale gelebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Petrol şirketlerinin bu stratejisi, başta Körfez ülkeleri ve Rusya olmak üzere fosil yakıt ihracatçısı devletlerin elini güçlendiriyor. Suudi Arabistan'ın devlet şirketi Aramco, 2023'te en yüksek kârını açıklarken, üretim kapasitesini artırma planlarını duyurdu. Bu durum, yenilenebilir enerjiye geçişi yavaşlatırken, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefini daha da riskli hale getiriyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2023'ün kayıtlara geçen en sıcak yıl olduğunu ve sıcaklık artışının geçici olarak 1,4 dereceyi aştığını duyurdu. Bilim insanları, karbon bütçesinin hızla tükendiği uyarısında bulunuyor. Öyle ki, mevcut emisyon seviyesiyle karbon bütçesinin altı yıl içinde tükenmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerjide büyük oranda dışa bağımlı bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Küresel petrol şirketlerinin üretimi artırması kısa vadede fiyatları düşürebilir, ancak iklim krizi Türkiye'yi Akdeniz havzasında kuraklık, orman yangınları ve aşırı hava olaylarıyla daha fazla vurabilir. Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması ve enerji verimliliğini artırması, hem cari açığı azaltmak hem de iklim risklerine uyum sağlamak açısından kritik önem taşıyor.