Küresel birleşme ve satın alma (M&A) piyasası, yüksek faiz oranları ve ekonomik belirsizliklerin gölgesinde yeni bir döneme girerken, uluslararası hukuk firması White & Case'in küresel M&A eş başkanı Kimberly Petillo-Décossard, Bloomberg Deals programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Petillo-Décossard, Bloomberg'in ödüllü muhabiri Dani Burger'ın sorularını yanıtlarken, sektördeki son trendleri, piyasa oynaklığını ve ABD'deki federal düzenleyici ortamın anlaşma akışı üzerindeki etkilerini masaya yatırdı. Uzman isim, tüm oyuncuların artık "ölçek" arayışında olduğunu, bu durumun şirketleri daha büyük ve daha stratejik hamlelere ittiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Petillo-Décossard, küresel M&A piyasasında son dönemde yaşanan hareketliliğin, şirketlerin organik büyüme yerine satın alma yoluyla büyümeyi tercih etmelerinden kaynaklandığını ifade etti. "Herkes ölçek peşinde. Bu, teknolojiden sağlığa, enerjiden tüketici ürünlerine kadar tüm sektörlerde belirgin bir trend" diyen uzman, özellikle teknoloji ve yapay zeka alanındaki şirketlerin, rekabet avantajı elde etmek için agresif satın alma stratejileri izlediğini belirtti. Ayrıca, özel sermaye fonlarının piyasaya geri dönüşüyle birlikte, büyük ölçekli anlaşmaların sayısında artış yaşandığına dikkat çekti.
Piyasa oynaklığına da değinen Petillo-Décossard, jeopolitik gerilimlerin ve merkez bankalarının faiz politikalarındaki belirsizliğin, anlaşma fiyatlamalarını doğrudan etkilediğini söyledi. "Oynaklık, alıcılar ve satıcılar arasında değerleme farklarına yol açıyor. Ancak bu durum, fırsat gören yatırımcılar için de yeni kapılar aralıyor" dedi. Uzman isim, özellikle enerji dönüşümü ve altyapı projelerinin, oynaklığa rağmen en cazip yatırım alanları olmaya devam ettiğini vurguladı.
Bölgesel veya Küresel Boyut
ABD'deki federal düzenleyici ortamın anlaşma akışı üzerindeki etkisini de değerlendiren Petillo-Décossard, özellikle Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ve Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) artan denetimlerinin, özellikle büyük teknoloji şirketlerinin satın almalarını zorlaştırdığını belirtti. "Düzenleyiciler daha temkinli ve şüpheci. Bu, anlaşma süreçlerini uzatıyor ve maliyetleri artırıyor" ifadelerini kullanan uzman, yine de şirketlerin bu yeni normale uyum sağladığını ve daha yaratıcı çözümler ürettiğini kaydetti. Örneğin, bazı anlaşmaların yapılandırılmasında yeni ortak girişim modellerinin veya azınlık yatırımlarının tercih edildiğini gözlemlediklerini aktardı.
Avrupa ve Asya pazarlarında da benzer dinamiklerin yaşandığını belirten Petillo-Décossard, sınır ötesi anlaşmalarda özellikle Çin ve Hindistan merkezli alıcıların etkisinin arttığını söyledi. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması gereğinin de şirketleri stratejik satın almalara yönlendirdiğini dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel M&A piyasasındaki bu "ölçek" arayışı, Türkiye ekonomisi için hem fırsat hem de riskler barındırıyor. Birleşme ve satın alma dalgası, Türk şirketlerinin de uluslararası arenada daha görünür olmasına ve daha büyük oyuncularla ortaklık kurmasına zemin hazırlayabilir. Özellikle enerji, teknoloji ve finans sektörlerindeki Türk firmaları, yabancı yatırımcılar için cazip hedefler haline gelebilir. Ancak, düzenleyici belirsizlikler ve ekonomik istikrarsızlık, bu fırsatların gerçekleşmesini engelleyebilir. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve bölgesel bağlantıları da sınır ötesi anlaşmalarda avantaj sağlayabilir. Öte yandan, küresel oyuncuların Türkiye'ye yönelik ilgisi, ülkenin yatırım ortamının iyileştirilmesiyle doğru orantılı olacaktır. Bu nedenle, yaşanan küresel M&A eğilimlerini yakından takip etmek ve yasal altyapıyı uluslararası standartlara uyumlu hale getirmek, Türkiye'nin bu pastadan pay alabilmesi için kritik önem taşıyor.