Peru'nun yeni Dışişleri Bakanı Carlos Espá, hükümetin ABD'yi "stratejik ortak" olarak gördüğünü ve iki ülke arasındaki ilişkileri derinleştirmeyi hedeflediğini açıkladı. Espá, 31 Temmuz'da Lima'da yaptığı açıklamada, yeni hükümetin dış politika önceliklerinin başında ABD ile iş birliğini artırmak olduğunu belirtti. Bu açıklama, Keiko Fujimori'nin 28 Temmuz'da göreve başlamasının ardından gelen ilk önemli dış politika sinyali olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Carlos Espá, daha önce Peru'nun Washington Büyükelçiliği'nde görev yapmış deneyimli bir diplomattır. Espá'nın atanması, Fujimori hükümetinin ABD ile ilişkilere verdiği önemi göstermektedir. Yeni dışişleri bakanı, yaptığı açıklamada, ABD ile ticaret, güvenlik ve göç gibi alanlarda iş birliğinin artırılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Peru'nun ABD ile mevcut serbest ticaret anlaşmasının daha da derinleştirilmesi yönünde görüşmeler yapılabileceğini ima etti.
Peru'da son yıllarda siyasi istikrarsızlık yaşanıyor. Fujimori, eski cumhurbaşkanı Alberto Fujimori'nin kızı olarak, 2021 seçimlerini kaybetmesine rağmen, 2026 seçimlerinde yeniden aday olacağını açıklamıştı. Ancak, bu kez göreve gelmesi, ülkedeki siyasi dengeleri değiştirdi. Fujimori hükümeti, iç politikada ekonomik reformlar ve güvenlik önlemleri üzerinde yoğunlaşırken, dış politikada da ABD ile yakın iş birliği sinyali veriyor.
Fujimori'nin göreve başlaması, özellikle Çin'in Peru'daki artan etkisine karşı bir denge olarak yorumlanıyor. Peru, son yıllarda Çin ile ticari ilişkilerini geliştirmiş olsa da, yeni hükümetin ABD'ye yönelik mesajları, geleneksel müttefiklik ilişkilerine öncelik vereceğini gösteriyor. Espá'nın açıklamaları, bu yönelimin ilk resmi ifadesi olarak kabul ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Peru'nun ABD ile ilişkileri güçlendirme çabası, Latin Amerika'daki siyasi dengeler açısından da önem taşıyor. Bölgede son yıllarda sol eğilimli hükümetlerin güç kazandığı görülüyor. Brezilya, Arjantin, Şili ve Kolombiya gibi ülkelerde sol partiler iktidarda veya güçlü konumda. Bu bağlamda, Peru'nun ABD'ye yakınlaşması, bölgede ABD yanlısı bir kutbun güçlenmesi anlamına gelebilir.
ABD yönetimi, Peru ile ilişkilere sıcak bakıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, iki ülke arasındaki ortaklığın güçlendirilmesi konusunda memnuniyet duyulduğu ifade edildi. ABD'nin, Çin'in Latin Amerika'daki etkisini dengelemek için Peru gibi ülkelerle iş birliğini artırması bekleniyor. Özellikle madencilik ve doğal kaynaklar alanında iki ülkenin iş birliği yapması gündemde.
Peru'nun dış politikasındaki bu yönelim, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki dengeleri de etkileyebilir. Peru, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) üyesi bir ülke olarak, ABD ve Çin arasındaki rekabette önemli bir konuma sahip. Yeni hükümetin ABD'ye verdiği önem, bu rekabette ABD'nin elini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'nun ABD ile ilişkileri güçlendirme kararı, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel güç dengeleri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Latin Amerika ülkeleriyle son yıllarda ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabasında. Peru ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi henüz sınırlı olsa da, bu tür ülkelerdeki siyasi değişimler, bölgesel istikrarı etkileyerek Türkiye'nin dış ticaret fırsatlarını dolaylı olarak şekillendirebilir. Ayrıca, ABD-Çin rekabetinin Latin Amerika'da yoğunlaşması, Türkiye'nin bölgeye yönelik stratejilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.