Peru, ABD öncülüğünde kurulan 'Amerika'nın Kalkanı' (Shield of the Americas) güvenlik ittifakına katıldığını açıkladı. Fujimori yönetiminin bu kararı, bölgede suçla mücadelede daha sert ve koordineli bir yaklaşım arayışının son halkası olarak değerlendiriliyor. İttifak, özellikle organize suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve silahlı çete şiddetiyle mücadele için kurulmuştu. Peru'nun katılımı, Latin Amerika'da güvenlik iş birliğinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
'Amerika'nın Kalkanı', ilk olarak 2023 yılında ABD'nin girişimiyle bir dizi Latin Amerika ülkesi tarafından kuruldu. İttifakın amacı, uyuşturucu kartelleri, insan kaçakçılığı ağları ve silahlı suç örgütlerine karşı ortak operasyonlar düzenlemek, istihbarat paylaşımını artırmak ve sınır güvenliğini güçlendirmek. Üye ülkeler arasında Kolombiya, Ekvador, Guatemala, Paraguay ve Honduras gibi ülkeler bulunuyor. Peru'nun katılımıyla ittifak, Güney Amerika'nın batı kıyısında da etkili hale geliyor.
Peru Devlet Başkanı Keiko Fujimori, babası Alberto Fujimori'nin 1990'lı yıllarda uyguladığı sert güvenlik politikalarını miras aldığını gösteriyor. Fujimori, seçim kampanyasında suç oranlarındaki artışa dikkat çekmiş ve 'demir yumruk' politikası vaat etmişti. Peru'da son yıllarda gasp, adam kaçırma ve cinayet vakalarında ciddi artış yaşanıyor. Özellikle Lima ve büyük şehirlerde güvenlik endişesi halkın en önemli sorunu haline gelmiş durumda.
ABD yönetimi, bu ittifakı 'Batı Yarımküre'de istikrar ve güvenlik için kritik bir adım' olarak nitelendiriyor. Beyaz Saray Sözcüsü, Peru'nun katılımını memnuniyetle karşıladıklarını ve iş birliğinin somut sonuçlar vereceğini belirtti. İttifak kapsamında ABD, üye ülkelere eğitim, istihbarat desteği ve bazı durumlarda mali yardım sağlıyor. Ancak insan hakları örgütleri, ittifakın askeri ağırlıklı yaklaşımının bölgede otoriterleşmeyi artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Latin Amerika'da suç ve şiddet, son on yılda pandemi sonrası ekonomik krizlerle birlikte tırmandı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölge dünyada cinayet oranlarının en yüksek olduğu coğrafya. Venezuela'dan kaçan milyonlarca göçmen, Kolombiya ve Peru gibi ülkelerde suç ağlarının genişlemesine zemin hazırladı. Peru, aynı zamanda dünyanın en büyük kokain üreticilerinden biri; son yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı rotaları Amazon üzerinden Avrupa ve Afrika'ya kaydı.
ABD'nin 'Amerika'nın Kalkanı' girişimi, Çin'in bölgede artan ekonomik ve siyasi nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak da görülüyor. Çin, Peru dahil birçok Latin Amerika ülkesinde liman, madencilik ve enerji yatırımlarıyla etkisini artırıyor. Washington, bu ittifakla hem güvenlik hem de jeopolitik nüfuz alanını korumayı hedefliyor. Ancak ittifakın etkinliği, üye ülkelerin kendi iç hukukları ve egemenlik hassasiyetleri nedeniyle tartışmalı.
Öte yandan, Peru'nun katılımı, ülkenin son yıllarda yaşadığı siyasi istikrarsızlıkla çelişkili bir tablo çiziyor. 2016'dan bu yana Peru, altı devlet başkanı değiştirdi; Kongre feshedildi, protestolar ve erken seçim çağrıları gündemde. Fujimori'nin seçilmesi, sağ popülist dalganın bölgede güçlendiğinin işareti olarak yorumlanıyor. Arjantin'de Javier Milei, El Salvador'da Nayib Bukele gibi liderlerin sert güvenlik politikaları, Latin Amerika'da yeni bir sağ dalga oluşturuyor. Bu liderler, suçla mücadelede insan hakları endişelerini geri plana atan yaklaşımlarıyla biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'nun ABD öncülüğündeki güvenlik ittifakına katılması, doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir gelişme olmasa da, küresel güvenlik mimarisindeki kutuplaşmayı yansıtıyor. ABD'nin Latin Amerika'da Çin'e karşı bloklaşma çabası, Türkiye'nin çok kutuplu dış politika stratejisiyle paralellik taşıyor. Türkiye, Latin Amerika'da ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirirken, bölgedeki güvenlik ittifaklarının dışında kalıyor. Ancak bu tür ittifaklar, uluslararası sistemde rekabetin derinleştiğini gösteriyor; Türkiye'nin de benzer şekilde savunma ve güvenlik alanında yeni ortaklıklar kurması gündeme gelebilir. Ayrıca, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçla mücadelede küresel iş birliği, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası güvenlik mekanizmaları açısından önemli.