ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Orta Doğu'daki askeri üslerin yeniden inşası için gereken maliyetleri ve ABD'nin küresel askeri duruşunu değerlendiriyor. Üst düzey bir savunma yetkilisi, bugün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Şu anda CENTCOM ile bir araya gelerek tesis perspektifinden değerlendirmelerde bulunuyoruz. Bunun bir kısmı, gelecekte küresel duruşun ne olacağı ve bunun bizden neyi gerektirdiğidir?” dedi. Bu açıklama, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının geleceğine dair belirsizliklerin arttığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığı, on yıllardır bölgesel güvenlik mimarisinin temel taşlarından biri oldu. Ancak son yıllarda, özellikle Irak ve Suriye'deki operasyonların sona ermesinin ardından, bu varlığın kapsamı ve maliyeti sorgulanmaya başlandı. Pentagon'un şu anki değerlendirmesi, yalnızca mevcut üslerin fiziksel durumunu değil, aynı zamanda bu üslerin stratejik gerekliliğini de kapsıyor. Üst düzey yetkili, “Küresel duruşun gelecekte ne olacağı ve bunun bizden neyi gerektirdiği” sorusunun altını çizerek, karar sürecinin sadece Orta Doğu ile sınırlı olmadığını, küresel bir perspektifle ele alındığını gösterdi.
ABD'nin Orta Doğu'daki başlıca üsleri arasında Katar'daki Al Udeid Hava Üssü, Bahreyn'deki Deniz Kuvvetleri üssü, Kuveyt'teki Camp Arifjan ve Irak ile Suriye'deki çeşitli tesisler bulunuyor. Bu üsler, ABD'nin bölgedeki operasyonel kabiliyetinin yanı sıra müttefiklerine yönelik taahhütlerinin de simgesi. Ancak, özellikle son yıllarda İran'ın artan etkisi ve bölgesel istikrarsızlık, bu üslerin güvenliğini ve maliyetini etkileyen faktörler arasında. Ayrıca, ABD'nin “büyük güç rekabeti” stratejisi doğrultusunda Asya-Pasifik bölgesine yönelmesi, Orta Doğu'daki kaynakların dağılımını da etkiliyor. Pentagon'un değerlendirmesi, bu dengelerin yeniden ayarlanması ihtiyacını yansıtıyor.
Savunma yetkilisinin açıklaması, Kongre'nin savunma bütçesi üzerindeki artan baskısı ve kamuoyunun “sonsuz savaşlar”a yönelik eleştirileriyle aynı döneme denk geliyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, selefi Donald Trump'ın Afganistan'dan çekilme kararını sürdürmüş, ancak Orta Doğu'daki varlığı tamamen sona erdirmemişti. Şimdi ise, üslerin yeniden inşası maliyeti, bu varlığın sürdürülebilirliği konusunda yeni bir tartışma başlatabilir. Yetkilinin “tesis perspektifinden” ifadesi, fiziksel altyapının durumunun da masada olduğunu gösteriyor; bazı üslerin bakım ve modernizasyon gerektirdiği biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pentagon'un bu değerlendirmesi, yalnızca ABD'nin askeri planlaması açısından değil, aynı zamanda bölgesel müttefikler ve rakipler için de önemli sonuçlar doğurabilir. Körfez ülkeleri, ABD'nin askeri varlığını İran'a karşı bir güvence olarak görüyor. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE, ABD'nin bölgeden çekilmesi veya varlığını azaltması durumunda güvenlik boşluğu oluşacağı endişesini taşıyor. Ancak, ABD'nin Orta Doğu'daki üslerinin maliyeti ve bu üslerin bulunduğu ülkelerle ilişkilerin karmaşıklığı, Washington'ın karar sürecini zorlaştırıyor. Örneğin, Irak'taki üslerin durumu, Irak hükümeti ile yapılan müzakerelere bağlı; Suriye'deki varlık ise YPG/PKK ile işbirliği nedeniyle Türkiye ile gerilim kaynağı.
Küresel düzeyde ise, ABD'nin askeri duruşu, Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisini dengeleme açısından kritik. Çin, son yıllarda Orta Doğu'da ekonomik ve diplomatik nüfuzunu artırırken, Rusya da Suriye'deki üsleriyle bölgede kalıcı bir varlık gösteriyor. ABD'nin üslerini yeniden inşa etme kararı, bu rekabette önemli bir mesaj olabilir. Ancak, maliyetlerin yüksekliği ve iç siyasi dinamikler, ABD'nin bu taahhüdü ne ölçüde sürdüreceğini belirleyecek. Savunma yetkilisinin “küresel duruş” vurgusu, kararın sadece Orta Doğu'ya özgü olmadığını, NATO ve Asya'daki taahhütlerle birlikte ele alındığını gösteriyor.
Uzmanlar, ABD'nin Orta Doğu'daki üslerini koruyup koruyamayacağını ve bunun maliyetini nasıl karşılayacağını tartışıyor. Kongre'deki bazı isimler, bu üslerin gereksiz olduğunu savunurken, diğerleri caydırıcılık için vazgeçilmez olduğunu belirtiyor. Pentagon'un değerlendirmesi, önümüzdeki aylarda savunma bütçesi tartışmalarında belirleyici olabilir. Ayrıca, ABD'nin askeri varlığını azaltması durumunda, bölgesel aktörlerin kendi güvenliklerini sağlama arayışına girmesi ve silahlanma yarışının hızlanması riski de var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını gözden geçirmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Suriye ve Irak'taki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenen bir ülke olarak, ABD'nin bölgedeki askeri duruşunun değişmesinden hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilenebilir. Özellikle ABD'nin Suriye'deki YPG/PKK ile işbirliği, Türkiye'nin güvenlik kaygılarının başında geliyor. ABD'nin bölgeden çekilmesi veya varlığını azaltması, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejilerini etkileyebilir. Öte yandan, ABD'nin Orta Doğu'ya odaklanması, Türkiye'nin savunma sanayii işbirlikleri ve NATO içindeki konumu açısından da sonuçlar doğurabilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde denge gözetirken, bölgesel güvenlik mimarisindeki değişimleri dikkatle izlemeli.