ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in Pentagon'da Din İşleri Ofisi kurma yönündeki planı, din özgürlüğü savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından sert tepkiyle karşılandı. Hegseth'in söz konusu girişiminin 'iğrenç, ahlak dışı, etik dışı ve anayasaya aykırı' olduğunu belirten eleştirmenler, bu adımın ABD ordusunda Hristiyan milliyetçisi etkisinin kapısını aralayacağı endişesini taşıyor. Pentagon'un resmi olarak duyurmadığı ancak savunma çevrelerinde konuşulan plan, ABD Anayasası'nın din ve devlet işlerinin ayrılığını düzenleyen Birinci Ek maddesiyle çeliştiği gerekçesiyle hukuki itirazlara da konu olabilir.
Planın arka planı ve tartışmalar
Pete Hegseth, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Savunma Bakanlığı'na atanmadan önce muhafazakâr bir yorumcu olarak tanınıyordu. Göreve geldikten sonra orduda 'uyanık' politikalar olarak nitelendirdiği uygulamalara karşı bir dizi adım atan Hegseth, şimdi de Pentagon bünyesinde bir Din İşleri Ofisi kurmayı planlıyor. İddiaya göre bu ofis, askeri personelin dini ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, belirli bir dini yorumu teşvik edecek şekilde yapılandırılacak. Din özgürlüğü kuruluşları, böyle bir ofisin tarafsızlık ilkesini ihlal edeceğini ve orduda Hristiyan milliyetçiliği fikrini yaygınlaştıracağını savunuyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ve Americans United for Separation of Church and State gibi gruplar, planın yasalara aykırı olduğunu ve derhal durdurulması gerektiğini açıkladı. Konuya yakın kaynaklar, Hegseth'in ekibinin bu ofisi 'dini özgürlükleri koruma' adı altında meşrulaştırmaya çalıştığını ancak gerçek amacın Evanjelik Hristiyanlığı orduda yaymak olduğunu öne sürüyor.
Pentagon'un dini hizmetler birimi hâlihazırda Askeri Piskoposluk (Armed Forces Chaplains Board) aracılığıyla yürütülüyor. Bu birim, farklı inançlara mensup askerlere hizmet vermek üzere yapılandırılmış durumda. Yeni bir ofis kurulması hâlinde, mevcut yapının işlevsizleştirileceği ve tek bir dini görüşün öne çıkarılacağı endişesi dile getiriliyor. Hegseth'in daha önce 'Pentagon'da putperestlik ve şeytani uygulamalar' olduğunu iddia ettiği konuşmaları hatırlatılıyor. Ayrıca, Hegseth'in geçmişte Hristiyan milliyetçisi gruplara verdiği destek ve katıldığı etkinlikler de eleştirilerin odağında.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ordusu, dünyanın dört bir yanında konuşlanmış yaklaşık 1,3 milyon aktif askere sahip. Ordunun dini yapısı da çeşitlilik gösteriyor: Hristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler, Budistler, Hinduistler ve dini inancı olmayanlar dahil geniş bir yelpaze mevcut. Eğer Pentagon'da Hristiyan milliyetçisi bir gündem hâkim olursa, bu durum sadece ABD içinde değil, NATO müttefikleri ve ABD'nin askeri işbirliği yaptığı ülkeler nezdinde de itibar kaybına yol açabilir. Özellikle Müslüman nüfusun yoğun olduğu ülkelerde konuşlu Amerikan askerleri arasında din temelli ayrımcılık iddiaları güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca, ABD'nin 'din özgürlüğü' söylemiyle çelişen bu tür adımlar, otoriter rejimlerin eline propaganda malzemesi verebilir. Avrupa'da laiklik ilkesine sıkı sıkıya bağlı müttefikler, bu gelişmeyi endişeyle izliyor. NATO içinde dinî konular resmî olarak yer almasa da, ordular arası işbirliğinde kültürel ve dinî hassasiyetler önem taşıyor.
Öte yandan, ABD'deki iç siyaset açısından da bu tartışma kritik. 2024 seçimlerinde Evanjelik seçmenin büyük desteğini alan Trump yönetimi, ikinci döneminde Hristiyan sağına yönelik adımlar atmaya devam ediyor. Ancak anayasal sınırlar ve kamuoyu baskısı, bu tür girişimlerin önünde engel teşkil ediyor. Yargı yoluyla iptal edilme ihtimali yüksek. Yine de Hegseth'in bu hamlesi, kültürel savaşların ordunun kurumsal yapısına taşınması anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, laik bir devlet yapısına sahip ve ordusunda din işleri, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak yürütülüyor. ABD'de Pentagon bünyesinde Hristiyan milliyetçisi bir ofis kurulması, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu doğrudan etkilemez; ancak ABD'nin din özgürlüğü konusundaki tutarsızlığı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda 'İslamofobi' ve 'dinî ayrımcılık' vurgusunu güçlendirebilir. Ayrıca, ABD ordusundaki bu tür bir yapılanma, Türkiye'nin Suriye ve Irak gibi bölgelerdeki askeri işbirliğinde dinî hassasiyetleri gözetme konusunda ekstra dikkat gerektirebilir. Türkiye, NATO müttefiki ABD'nin iç işlerine karışmaktan kaçınsa da, küresel ölçekte din özgürlüğü savunucusu rolünü pekiştirmek için bu gelişmeyi bir fırsat olarak görebilir.